Reklam Alanı

Marxist Estetikte Son Gelişmeler


Diyebiliriz ki Marxist estetikte son gelişmelerin kaynağı, Marxiszme yeni bir yorum getirmeye çalışan Louis Althusser' in, özellikle ideoloji sorununa olan yaklaşımıdır. Althusser'e göre toplumsal gerçekliği ve onda meydana gelen değişikliği ekonomik düzeydeki değişikliklere indirgeyemeyiz, çünkü top­lumsal gerçeklik (Althusser buna toplumsal formasyon diyor) üç ayrı düzeyden oluşur: ekonomik, politik ve ideolojik. Bun­ların her birinin görece bir özerkliği vardır. O halde ideoloji kendine özgü bir özerkliği ve öteki düzeyler üzerinde etkisi olan belirleyici bir üst yapı kurumudur. Görüldüğü gibi AI- thusser'in ideoloji anlayışı değişik. İdeoloji, maddi alt yapının üzerinde uçuşan bir ‘‘fikirler bulutu’‘ değildir; kendisi de bir bakıma maddidir, çünkü kilise, aile, okul ve parti gibi kurumların maddi pratiğinde üretilir. Bu kurumlara Althusser ‘‘ideo­lojik aygıtlar’‘ diyor. Bunların bir görevi, sınıf yapısının top­lumdaki bireyler tarafından benimsenmesini sağlayacak bir ide­oloji üretmektir. Bunu benimseyen birey, içinde bulunduğu ve yaşadığı gerçek üretim ilişkilerini fark edemez ve kendisini ‘‘sömürülen’‘ olarak görmez; gerçek ilişkiler yerine çarptırıl­mış hayali ilişkiler içinde görür ve kendisinin de içinde bir yer işgal ettiği sosyal düzenin doğal ve zorunlu olduğuna inanır.

Nedir ideoloji ile edebiyatın ilişkisi? Marxist estetikte edebiyat, genellikle, alt yapının bir ürünü olan ideolojiyi yansıtır. Bazıları ideoloji ile edebiyat arasındaki bu ilişkiyi daha mekanik olarak anlarlar, bazıları daha diyalektik olarak, ama temelde edebiyatın yaptığı iş, çatışan güçleriyle, ideolojisi ile toplumsal gerçekliği yansıtmak­tır. Althuşser ise edebiyat ile ideoloji arasındaki ilişkiyi farklı bir şekilde ortaya koyuyor. İnsanlar benimsedikleri ideolojiyi yaşarlar. Yani, kendileri ile varoluş koşulları arasındaki gerçek ilişkiler yerine hayali ve çarpıtılmış ilişkiler açısından hayata bakar ve bu anlamda yaşarlar ideolojiyi. Bir bakıma edebiyat da hayatı yansıtırken bize insanların bu yaşantısını verir, ama edebiyat ideoloji değildir, çünkü yansıtmakla kalmaz, aynı za­manda onu bize belli bir mesafeden, sanki dışardan göstererek, sergileyerek ona bir ‘‘görünürlülük’‘ kazandırır. Demek ki Althusser'e göre gerçek edebiyat ideolojiyi ham madde olarak kullanan, onu kendine özgü yollardan işleyip dönüştürerek yeni bir ürün veren bir pratiktir. Edebiyatı yansıtıcı bir ayna olarak görmek yanlıştır; edebiyat bir üretimdir ve ürettiği şey de, ‘‘dö­nüştürülmüş’‘, görünürlük kazanmış ve dolayısıyla kendini ele vermiş ideolojidir.

Değerine gelince, edebiyatın değeri ideolojinin çalışmasını açığa vurarak bir çeşit bilgi sağlamasından doğar. Ne çeşit bir bilgi? Althusser bilime, ideolojiye ve edebiyata özgü bilgiyi ayı­rır. Bilim de edebiyatın malzemesini (ideolojiyi) kendine konu edinir, ama biliminki kavramsal bir anlayıştır ve doğru bilgiye ulaşabilir. Edebiyata özgü bilgi ise böyle kavramsal bir bilgi değil, ‘‘görünür kılmak’‘ diyebileceğimiz, estetik etkinin bir so­nucudur. Böylece edebiyat, bilim ile ideoloji arasında bir yer alır; ne ideoloji gibi bir yanılsamadır ne de gerçek bilgidir. İde­olojiyi kavratmak bakımından okuru bilimsel bir anlayışa doğ­ru yönelten bir ara aşamadır.

Lukács da edebiyatın bilgi verdiğini ve bu bilginin bili- minkinden farklı olduğunu söylüyordu. Bilimin soyut bilgisi ye­rine edebiyat toplumsal gerçekliğin özünü, somutlaştırma yo­luyla yansıtıyordu. Bu anlayışa göre edebiyat edilgen rolde bir yansıtıcıdır. Althusser ise edebiyatı, malzemesini dönüştüren, onu ‘‘fark edilir’‘ kılan ve bundan ötürü kendine özgü bir etkin­liğe sahip toplumsal bir güç. olarak düşünüyor.
Bugün, Althusser'ciler diye anılan Pierre Marcherey ve Terry Eagleton gibi bazı Marxist eleştiriciler, Althusser'in başlattığı yaklaşımı daha ayrıntılı bir şekilde geliştirmeğe ve
Aithusser'de gördükleri eksikleri gidermeğe çalışmaktadırlar. Bu çalışmaları özetlemek için bile yerimiz yok, ancak ana so­runlarına kısaca değineceğiz.

Althusser'ciler de sanatı bir üretim olarak görmekte, ama bu kavramı daha kapsamlı bir yaklaşımla işlemektedirler. Sa­nat eseri sanatçının boşlukta yarattığı bir şey değildir; ideolo­jiyi dönüştürme işlemi bir takım üretim ilişkileri içinde yer alır. Edebiyat da yazarı, yayımcısı, pazarlayıcısı, alıcısı olan bir üre­timdir. Sanata bir üretim olarak bakan Marxistler için önemli bir sorundur bu. Çünkü sanatın kendi üretim tarzı ve ilişkileri ile olan bağı, edebiyatın dışında kalan bir sorun değil, eserin niteliğini belirleyen bir etkendir ve sanatın kendi alt yapısı ile incelenmesi gereğini koyar ortaya. Örneğin matbaanın keşfin­den önce el yazması olarak üretilen ve sınırlı bir okuyucu grubuna seslenen edebiyat, matbaanın keşfinden sonra değiş­mek zorundadır. Yine, örneğin, koruyucu bir patrona daya­nılarak yazılan sanat eserleri ile piyasa esasına göre düzen­lenmiş bir üretim tarzının egemen olduğu bir çağda yazılmış sanat eserleri farklı nitelikler göstereceklerdir.

Görüldüğü gibi Althusser'cilerce üretim kavramı iki düzey­de söz konusu ediliyor. Birincisi, sanatçının eser verirken ideo­lojiyi dönüştürmek suretiyle yaptığı üretim, İkincisi, kendi üre­tim tarzı ve ilişkileri ile ele alındığında edebiyatın bir üretim olarak düşünülmesi. Denebilir ki birincisi edebiyatın üst yapı­sıdır, İkincisi ise alt yapısı. Bu durumda ana sorun edebi­yatın alt yapısı ile üst yapısı arasındaki ilişkilerin saptanması oluyor. Eagleton'un sözleri ile ‘‘Sanatın kendi içindeki bu alt yapı ile üst yapı arasındaki, ya da üretim olarak sanat ile ide­oloji olarak sanat arasındaki ilişkinin açıklanması, öyle sanı­yorum ki, bugün Marxist eleştirinin ele alması gereken en önemli sorunlardan biridir’‘. Başka bir deyişle, edebiyatın ide­olojiyi nasıl dönüştürdüğü sorunu, kendi alt yapısını oluşturan üretim tarzı bağlamı içinde çözümlenmek zorundadır.


Belki de geleceğin Marxist estetiği Batıdaki burjuva eleş­tiri sorunlarından koparak, kendi politik gereksinmelerine göre, başka sorunlara yönelecek ve sanata yeni bir yaklaşım getirecektir.

''Berna Moran''

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.