Reklam Alanı

Eski Türk Şiirinde Yazılı Eserler

1. Yenisey Kitabeleri
Yenisey Bengü taşlan, Kırgızların hakim olduğu bölgelerde bulunduğu için genellikle Kırgızlara ait olarak kabul edilmektedir. Fakat üçüncü Tuba bengü taşında
“Ben Türgiş ili içinde beğim.” Birinci Bank bengü taşında
“Altı Oğuz boyundan on üç yaşımda ayrıldım." İbarelerinin geçmesi, sayısı elliyi aşkın olan bu taşların Yenisey bölgesinde yaşayan değişik Türk boylarına ait olduklarını düşündürmektedir.
Hiçbirinin dikiliş tarihi belli değildir. Taşlardaki yazının Oruh Âbidelerine göre daha gayrı muntazam oluşu; bazı araştırıcıları, bunların daha ilkel, dola­yısıyla daha eski oldukları fikrine götürmüştür. Buna göre Yenisey bengü taş­larının VII., VI. Hatta V. yüzyıllara ait olabileceği düşünülmüştür. Son zaman­larda bazı araştırıcılar, filolojik sebeplere dayanarak bengü taşların VIII., IX. yüzyıllara ait olduklarını benimsemişlerdir.
Genellikle mezar taşı olarak dikilmiş bulunan Yenisey bengü taşlan bu­lundukları yerlere göre iki grupta toplanmaktadır. Abakan ve Tuva.
a. Abakan bölgesindeki bengü taşlar şunlardır: Kara Üs, Ak Üs, Taş Oba, Yenisey-Tes, Tuba (2 tane), Minusinsk, Uybak (5 tane), Açura, Yenisey-Oya, Altın Köl (2 tane), Abakan ve Ozaçennaya.
b. Tuva bölgesindeki bengü taşlar da şunlardır: Uyuk-Tarlag, Uyuk-Turan, Uyuk-Arhan, Begire, Kemçik, Çırgakı, Kemçik-Kayabaşı, Ça Köl (11 tane), Ulug Kem-Köl Kem, Bank (4 tane), Kezilig-kobu, Tele, Ulug Kem-Ottuk Taş, Kızıl Cıra (2 tane), Ulug Kem-Kara Su, Elegeş, Tuva (3 tane).
Bu taşların bazıları birkaç kelimelik, çoğu 5-10 satırlıktır. İçlerinde 10 sa­tırı geçenleri de vardır.
Yenisey bengü taşları yalın, abartısız bir dille yazılmıştır. Çoğunlukla yazı sahibinin kendi ağzından kısa hal tercümesini ve aile efradına, akrabalarına,arkadaşlarına, hükümdarına, ülkesine ve milletine doyamadan bu dünyadan ayrıldığını anlattığı kitabelerde oldukça samimi bir ifade vardır.
Moğolistan’da son zamanlarda bulunan, muhtemelen Köktürk ve Uygur dönemlerine ait olan, fakat tarihleri belirlenemeyen daha başka taş ve kayalar da vardır. Bunların başhcalan Aru-Han, Akbaş Dağı (3 tane), Hentey (2 tane), Beger, Kutuk-Ula, Yamanı-Us ve Ulankum yazıtlarıdır. Bunlar çoğunlukla 1-5 satırlık metinlerdir.
Çeşitli eşyalarda da Köktürk harfli metinlere rastlanmaktadır. Birinin ü- zerinde “kadınk agırçak" (bükülen iğ) yazılı iki iğ tekerleği Bay kal Gölü' ndeki Olhon adasında bulunmuştur. Paralar, mühürler, aynalar, gümüş maşrapalar, kemer tokaları ve çeşitli eşyalar üzerinde de Köktürk yazısıyla bir iki kelimelik metinler vardır.
Gerek Moğolistan, gerek Yenisey bölgesinde ve hatta Kazakistan'da sü­rekli olarak yeni yazıtlar bulunmaktadır. Köktürk harfli irili ufaklı metinlerin sayısı bugün 250'yi aşmıştır. Bunların bir kısmı yayımlanmış, bir kısmı ise henüz yayımlanmamıştır.27 Bunlar ve ileride bulunacak belgeletr yayınlanınca, geçmiş için daha reel bilgiler elde edileceği bir gerçektir.
2. Göktürk Kitabeleri
Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe... İlk Türk tarihi... Taşlar üzerine yazılmış tarih... Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması... Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri... Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası, Türk askerf dehasının, Türk askerlik sanatının esasları... Türk gururunun ilâht yüksekliği... Türk feragat ve faziletinin büyük örneği... Türk sosyal hayatının ulvi tablosu... Türk edebiyatının ilk şaheseri...  ifadeleri Göktürk Kitabelerini vasıflandıracak yüzlerce sözden birkaç tanesidir.
Orhun Âbideleri, Göktürk Yazıtları gibi adlarla da anılan bu kitabeler, Göktürkler devrinden kalmıştır. Göktürkler Milattan sonra 6-8. yüzyıllar ara­sında hüküm sürmüşlerdir. Bumin Kağan 552 tarihinde Avarların hakimiyetine son vererek Göktürk devletini kurdu. Doğu kısmını kendi idaresinde tutarken batı kısmını da kardeşi İstemi Kafan’a bıraktı. İstemi Kağan 576 yılına kadar Bumin Kağan'a bağlı olarak hüküm sürdü.
Bumin Kağan, Göktürk hakimiyetini kurduğu yıllarda öldü. Sırasıyla üç oğlu hakanlık yaptı. Daha sonra Çin entrikaları sonucunda ülkenin doğu kı­sımları Çin hakimiyetine geçti. Bu esaret hayatı fazla sürmedi, Kutlug Kağan veya daha sonraki adıyla İlteriş Kağan Çin hakimiyetine son vererek 680-682yıllları arasında devleti yeniden toparladı. 691 yılında ölünce devlet idaresini kardeşi Kapgan Kağan aldı. İlteriş Kağanın Bilge ve Kül Tigin adlı iki oğlu vardı. Babalarının ölümünde bunlar 7, 8 yaşlarında bulnuyorlardı. Amcalarının 716 yılında ölümüyle devlet idaresini tekrar ele geçirdiler. Vezir Tonyukuk’un da yardımıyla devleti güçlendirdiler. 731'de Kül Tigin, 734’te Bilge Kağan öldü. 745 yılında da Uygurlar Göktürk hakimiyetine son verdiler.
Göktürk Kitabeleri işte bu hanedan dönemine aittir. Kültigin Âbidesi 732'de Bilge Kağan tarafından; Bilge Kağan Âbidesi 735’te oğlu tarafından; Tonyukuk Âbidesi (iki taş hâlinde) de 720-725 yıllarında bizzat kendi tarafın­dan diktirilmiştir1.
Türklerin millî alfabesi ile kazınmış bu kitabelerden bilim âlemi uzun za­man habersiz yaşamıştır. DanimarkalI Thomsen’in 1893 yılında taşlardaki yazıyı çözmesiyle bilim dünyası heyecanlanmış, bu yazı üzerinde pek çok ça­lışına başlatılmıştır. Türk kültürü, Türk Dili ve Türk tarihi açısından büyük bir gelişmenin de başlangıcı olmuştur.
Kül Tigin Âbidesi
Güney Cephesi
Tengri teg tenride bolmış Türk Bilge Kağan bu ödke olurtum. Sabimin tüketi eşidgil. Ulayu ini yigünün oğlanım biribí oguşum bu­dunum biriye şadpıt begler yırıya tarkat buyruk begler otuz Tatar... Tokuz Oğuz begleri budum bu sabimin edgüti eşid katıgdı tınla:
İlgerü kün togsıkka birigerü kün ortusmgaru kurıgaru kün batsıkmga yırıgaru tün ortusmgaru anda içreki budun kop manga körür. Bunça budun kap manga körür. Bunça budun kop itdim. Ol amtı anyığ yok. Türk Kağan Ötüken yış olursar il te bung yok.
İlgerü Şantung yazıka teg i süledim, taluyka kiçig tegmedim. Birigerü Tokuz Ersinke tegi süledim, Tüpütge kiçig tegmedim. Kurıgaru Yinçü ögüz keçe Temir Kapıgka tegi süledim. Yırıgaru Yir Bayırku tegi süledim. Bunça yirke tegi yorıtdım. Ötüken yışda yig idi yok ermiş. İl tutsık yir Ötüken yış ermiş.
Bu yirde olurup Tabgaç budun birle tüzültüm. Altn kümüş işgiti kutay bungsuz ança birür. Tabgaç budun sabi süçig ağısı yımşak er­miş. Süçig sabin yımşak agm arıp ırak budunıg ança yagutır ermiş. Yaguru kondukda kisre anyıg bilig anda öyür ermiş. Edgü bilge kişig edgü alp kişig yontmaz ermiş. Bir kişi yangılsar oguşı budum bişükinge tegi kıdmaz ermiş. Süçig sabınga yımşak agısınga arturup öküş Türk budun öltüg. Türk budun ölsiking Biri ye Çogay yış Tögültün yazı konayın User Türk budun ölsikig.

Günümüz Türkçesiyle
Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum bü­tün soyum, milletim, güneydeki Şadpıt beyleri. Otuz Tatar... Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle!
Doğuda gün doğusuna. Güneyde gün ortasına, batıda gün batısı­na, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabi­dir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur.
Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşma­ma az kaldı. Güneyde Dokuz Ersin’e kadar ordu sevk ettim, Tibet’e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini geçerek Demir Kapı’ya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından daha iyisi hiç yok­muş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş.
Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyi sıkıntısız, öylece veriyor.
Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok Türk milleti öldün; Türk milleti öle­ceksin! Güneyde Çogay ormanına, Tögültün ovasına konayım dersen Türk milleti öleceksin!
3. Uygur Metinleri
Günümüze kadar kadar gelen en eski Türk şiiri örnekleri Doğu Türkis­tan’da yazıya geçirilmiş Mâniheist ve Budist Uygur kültür çevrelerinde oluşan eserlerde bulunmaktadır.
Bunların en eskileri de Mâniheist kültür çevrelerinde oluşanlardır. Çünkü Uygurlar Mâniheizmi Doğu Türkistan’a gelip yerleşmeden önce daha Moğolis­tan’da kabul etmişlerdi. Moğolistan’daki Uygur devletinin (744-840) üçüncü hükümdarı Bögü Kağan (759-779) 762 yılında Mâni dinini kabul etmiş ve Mâniheizm Uygurlar arasında kısa sürede yayılmıştı. Bu yeni dinle birlikte dini mahiyette bir edebiyatın oluşması da tabiî idi. Uygurlar muhtemelen Moğolis­tan’da oluşan bu edebî eserlerini Doğu Türkistan’a göçleri esnasında da taşımışlardı. Mâniheist çevrelere ait Türkistan’da bulunan el yazmalarının bir kısmı muhtemelen bu yolla Türkistan’a gelmişti. Türkistan’da bulunan bu eserler Uygur harfleriyle olup önemli bir kısmı Soğdca’dan ve öbür Iran dille­rinden çevrilmiş dinî metinler, tövbe duaları ve hikâyelerden oluşmaktadır. Bunlar arasında önemli sayıda manzum dua ve ilahilerle din dışı sayılabilecek bir aşk şiiri de bulunmaktadır.
Mâniheist Uygurlardan kalan sekiz adet şiirin üçü İlâhi, ikisi övgü, biri ö- liim, biri cehennem tasviri, biri de aşfe şiiridir. Bu doneme ait adı bilinen şairler: Aprınçor Tigin, Kül Tarkan, Sıngku Seli Tutung'dur
İlâhî
Tang tengri kelti Tang tengri özi kelti Tang tengri kelti Tang tengri özi kelti
Turunglar kamag begler kadaşlar Teng tengrig ögelim
Körügme kün tengri Siz bizni küzedin Körünügme ay tengri Siz bizni kurtarmg
Tang tengri Yıdhg yıparlıg Yaruklug yaşuklug Tang tengri Tang Tenri31
Tang tengri Yıdhg yıparlıg Yaruklug yaşuklug T ang tengri Tang tengri
Günümüz Türkçesiyle
Tan tanrısı geldi Tan tanrısı kendi geldi Tan tanrısı geldi Tan tanrısı kendi geldi
Kalkınız bütün beyler, kardeşler Tan tanrısını övelim
Gören güneş tanrısı Siz bizi koruyun Görünen ay tanrısı Siz bizi kurtarın
Tan tanrısı
Güzel kokulu, mis kokulu Parlak ve nurlu Tan tanrısı (5 kez)
Tan tanrısı (5 kez)
Tan tanrısı
Güzel kokulu, mis kokulu Parlak ve nurlu Tan tanrısı Tan tanrısı
Şimdi bu metinlerden birkaç örnek vermeye çalışalım.
Küçlüg priştiler küç birzün Güçlü melekler güç versin
Közi karam birle Gözü karam ile
Külüşüpen oluralım. Güle güle oturalım Aprınçor Tigin
Budist Uygur şiiri IX-XIII. yüzyılları kapsar. Budist Uygurlardan kalan manzum eserlerin sayısı Mâniheist Uygurlara ait şiirlere oranla daha fazladır. Budist Uygur şiirlerinin tamamı dinî eserlerdir. Bunların büyük bir kısm. Budizmi öğretmek gayesinde olduğu için şiiriyetten uzak didaktik mahiyette­dir. Pek azında şiir zevki yakalanabilmişitr. Bu eserlerde adları geçen belli başlı şairler şunlardır: Kiki (Kiki Şişi), Pratya Şiri, Çinaşiri, Çısuin Tutung, Asıg Tutung, An-Tsang, Kalım Keyşi, Şingsun Şila’dır.
Budist Uygur muhitinde oluşan ve şiiriyet özelliği taşıyan tek manzume­den bahsetmiştik. Bu manzumeyi aşağıya alıyoruz:
Aşk Şiiri Günümüz Türkçesiyle
Adınçıg amrak Emsalsiz sevgili
Amrak öz-kiem Sevgili canlm
Kasınçıgımın öyü kadgurur men Kadgurdukça kaşı körtlem Kavışıgsayur men
Öz amrakımın öyür men Öyü evirür men ödü... çün Öz amrakımın öpügseyür men
Barayın tiser baç amrakım Baru yime umaz men Bagırsakım
Kireyin tiser kiçigkiem Kirü yime umaz men Kin yıpar yıdlıgım
Yaruk tenriler yarlıkazın Yavaşım birle Yakışıpan adrılmalım
Adkaşu turur kat kat tagta Amıl aglak aranyadanta Artuç söğüt altınınta Akar suvlukta
Amrançıgın uçdaçı kuşkıalar Tirinlik kuvraglıkta Adkagsızın mengi tegingülük ol Anı teg orunlarta

Yavuklumu düşünüp hasret çekiyorum Hasret çektikçe kaşı güzelim Kavuşmak istiyorum
Öz sevgilimi düşünüyorum Düşünüp düşünüp durdukça Sevgilimi öpmek istiyorum
Gideyim desem güzel sevgilim Gidemiyorum da;
Merhametlim
Gireyim desem küçücüğüm Giremiyorum da;
Anber, misk kokulum
Nurlu tanrılar buyursun Yumuşak huylum ile Birleşerek bir daha ayrılmayalım
İç tering kat bük tagta Irteki söki aranyadantcı
İdiz tikim kayalık basguklug erip İdi tik&izte
İmirt çogurt söğüt arasınta İnçgekie suv kıdıgında İlinmeksizin dyan olurgulug ol Anı teg orunlarta Sengir bulung tering tagta Seviglig aranyadanta Sermelip akar suvlug erip Sep sem ağlakta
Sekiz türlüg yiiller öze tepremetin Serilip anta
Sere yalnguzın nom menguin tegingülüg ol Anı teg orunlarta
Kökerip turur körlüg tagta Köngül yaraşı aglak orunta Köp yigi telim sögütlüg erip Köpirip turur kölmen suvlukta Köz başlap kaçıgların yıgınıp Közünmiş bililmişçe orunlarta Küsençigsizin mengi tegingülüg ol Anı teg orunlarta3'1
Günümüz Türkçesiyle
Birbirlerine bağlı duran kat kat dağlarda Sakin ve tenha Aranyadan’da Ardıç ağaçlan altında Akar sular boyunda Sevinç içinde uçuşan kuşçuklann Toplandıkları, bir araya geldikleri yerde Hiçbir şeye bağlanmadan, huzura kavuşmalı İşte öyle yeryerde
İç içe, derin, kat kat, kıvrım kıvrım dağlarda
Eski kadim Aranyadan'da
Yüksek, yekpare kayalıkların baskısı altında
Tam bir sessizlik içinde
İmirt, çoğurt ağaçları arasında
İncecik suların kıyısında
Hiçbir şeye ilinmeden, dhyâna’ya dalmalı
İşte öyle yeryerde
Derin dağların köşesinde, eteğinde Sevimli Aranyadan’da 
Süzülüp akan sular arasında Ip ıssız bir tenhalıkta 
Sekiz türlü yel ile kımıldanmadan Orada sükun içindeSabırla, yalnızca töre huzurunu tatmalı İşte öyle yeryerde
Göğerip duran güzel dağlarda 
Gönlün hoşlandığı tenha yerlerde
Kesif, sık söğütlükler içinde
Kaynayıp köpüren göller arasında
Başta göz olmak üzere, bütün hasselerden sıyrılıp
Her şeyin göründüğü, bilindiği gibi olduğu yerde
Hiçbir arzu beslemeden, huzur tatmalı
İşte öyle yeryerde

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.