Reklam Alanı

Zorunlu Kötülük Düşüncesi

Zorunlu Kötülük Düşüncesi

David Hume’un Söyleşiler’inde dile getirilen ve kötülük problemi olarak adlandırılan iddiasına göre, eğer Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü yetmiyorsa, erksizdir. Gücü yetiyor da, istemiyorsa kötücüldür. Hem gücü yetiyor hem canı istiyorsa kötülüğün kaynağı nerededir? Bu görüşünde dile getirdiği gibi, Tanrı’nın yarattığı şeylere bakıldığında doğada gereksiz ve zorunsuz kötülüğün olması, O’nun her şeye gücü yetme ve sonsuz mükemmellik özelliklerinin bir arada bulunabileceği ya da O’nun var olduğu iddialarını çürütmemektedir. Sadece bu dünyadaki “kanıtlar”, yani olgular, Tanrı’nın başka bir dünyada bu dünyadaki kötülük ve adaletsizliklerin düzeltileceği iddiasını desteklememektedir. Bizi daha iyi bir şeyin beklediğini umut edebiliriz ama mevcut olgular böyle bir varsayıma ya da hipoteze izin vermemektedir. Paul Russell’ın da vurguladığı üzere mümkün olan en iyi hipotez, doğanın ahlaki açıdan kör ve ilgisiz olduğu ve dünyanın insan ya da hayvanların mutluluğu veya zihinsel rahatlığı için yaratılmadığı varsayımıdır.


Yukarıda kısaca bahsedilen kötülük problemine cevaben bazı teologlar iki türlü karşı sav geliştirmişlerdir. Bunlardan ilki dünyada sadece görünürde kötülüğün olduğu, aslında gerçek kötülüğün olmadığı ya da gerçek kötülüğün olduğu ama bu kötülüğün zorunlu olduğu iddiasıdır. Bu iddiaya göre dünyada yaşanan ve gözlenen tüm kötülükler, aslında mükemmel derecede iyi bir dünya için gerekli olan iyiliklerdir. Başka bir deyişle, bunlar sadece insanın dar bakış açısından bakıldığında kötülük olarak görülebilir. Ama kutsal yaratıcının açısından bakıldığında bu kötülüklerin ortadan kaldırılması, dünyadaki toplam iyilik ve mutluluk miktarını daha fazla azaltacak ve daha çok kötülüğe neden olacaktır. Bu görüşü destekleyen düşünürlere göre, dünyada her gün yaşanan kötülükler, adaletsizlikler, sefalet, açlık ve savaşlar aslında çok daha iyi bir amaca hizmet eden zorunlu kötülüktür. Bu şekilde düşünüldüğünde daha yüksek bir iyiye vardıkları için aslında kötülük bile değillerdir. Sadece biz insanlar, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Tanrı’nın kutsal planlarını bilecek donanıma sahip olmadığımız için, bu kötülükleri zorunsuz ya da gereksiz olarak görmekteyiz.


Bunun yanında birçok düşünür, evrendeki kötülüğün olmasını zorunlu görmektedirler çünkü kötülük olmadan iyiliğin anlaşılamayacağını savunmaktadırlar. Doğada kötülük diye bir şey olmasaydı, iyiliğin ne anlama geldiği bilinemezdi.


Kötülük problemine karşı getirilen ikinci iddia ise özgür irade iddiasıdır. Bu iddiaya göre Tanrı dünyada bazı kötülüklere izin vermiştir çünkü bu, içinde özgür iradeye sahip olan varlıkların olduğu bir dünya yaratmanın tek yoludur. Çünkü insanların masum otomatlar olmak yerine bazen yanılsalar da özgür bir iradeye sahip olmaları daha iyidir. Eğer Tanrı yarattığı varlıkların her zaman doğru olanı yapmalarına neden olsaydı, bu yaratıklar tam olarak özgür olamazdı. Bu nedenle, insanların bazen hata yapmalarının sebebi ne Tanrı’nın her şeye gücü yetmesiyle ne de O’nun iyiliğiyle alakalıdır. Özgür varlıkların olması dünyada bazı kötülüklerin varlığını gerektirmektedir. Bu dünyada yaşanan her türlü adaletsizlik, açlık, sefalet, savaşlar, katliamlar anlaşılabilir; çünkü bizim sınırlı aklımızla kötü olarak değerlendirdiğimiz bu kötülükler aslında daha iyi ve kutsal bir amaca hizmet etmektedirler.



Milyonlarca insana soykırım uygulayan, enerji kaynaklarına ulaşmak için insanları öldüren, ırkçılık, kin, nefret yayan insanların yaptığı eylemler de bize ne kadar kötü görünse de aslında daha yüksek bir iyiye hizmet etmektedir! Böyle bir görüş, ahlaklılık iddiası olan bir kimse tarafından asla savunulamaz. Diğer taraftan, insanlar tarafından doğal kötülük olarak düşünülen doğal afetler birer kötülük değildir. Bu afetlerin insanlar için tehlikeli olduğu herkes tarafından kabul edilir ama doğanın insanlara kötülük yapma gibi bir amacı yoktur. Doğanın hiçbir amacı yoktur çünkü bir bilinci yoktur. Bir ağacın büyümesi, güneşin doğup batması ya da hayvanların hayatta kalmak için avlanması her ne kadar kötüyse, seller, depremler, fırtınalar ve kasırgalar da o kadar kötüdür. Doğanın iyi ya da adil olma gibi misyonları yoktur. Son olarak, özgür iradenin olabilmesi için kötülüğün de olması gerektiği iddiası savunulabilecek en ciddi iddiadır çünkü gerçekten de eğer iyi ile kötü arasında bir tercih olmasaydı özgürlük diye bir şey de olmazdı. İnsanlar zorunlu olarak iyiyi tercih etselerdi, erdem diye bir şey olmazdı; tam tersine zorunlu olarak kötüyü tercih etmek zorunda olsalardı erdemsizlik diye bir şey olmazdı çünkü ortada tercih diye bir şey olmazdı. Fakat bu noktada bir eleştiri yapmak mümkündür. Eğer doğadaki varlıklarla beraber tüm değerleri de Tanrı yarattıysa, her şeye gücü yeten tanrı zorunlu iyiliği özgürlükten daha yüksek bir ilke haline getirebilirdi ve belki de özgürlüğü hiç yaratmayabilirdi. İnsanlar da melekler gibi, iyi ile kötü arasında hiçbir seçim yapmak zorunda kalmaz, zorunlu bir şekilde iyiyi seçebilirdi. Böylece evrendeki kötülük de ortadan kalkar ve bu evren yaratılabilecek evrenlerin en iyisi olabilirdi.


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.