Reklam Alanı

Yusuf ile Menofîs



Kitabın “İçindekiler:

Eser Nazım Hikmet’in “Oyunlar” adlı külliyatı içerisinde üçüncü eseridir. Hikmet’in bu eserinde toplam dört oyun bulunmaktadır. Bunlar sırası ile;
Birinci Oyun: “İnsanlık Ölmedi Ya" adlı oyundur; baş kahramanları;
Samiye, Leyla, Haşan, Nuri, Şevket, Selim, Şerafettin, Garson, Kazım, Süleyman, Rıza, Patron’dur.
İkinci Oyun: “Allah Rahatlık Versin” adlı oyundur; baş kahramanlar; Haşan, Osman, Aliye, Mebrure, Fatma, Hatçe, Nuri, Şeref, Zeliha, Murat’tır.
Üçüncü Oyun: “Evler Yıkılnca” adlı oyundur; baş kahramanlar: Sorgu Hakimi, Bekir, Erkek Daktilo, Zehra, Ayten, Şişman Adam, Zayıf Adam, Komik Şadan, Haşan Usta, Ali Usta Mübaşir, Memet, Jandarma’dır.
Dördüncü Oyun: “İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muyduT adlı oyundur; oyunun baş kahramanları; Petrof, İvan İvanoviç, Kasketli, Katip; Şoför, Konstantin Sergeyeviç’tir.
Kitabın Özeti: Nazım Hikmet, 1949 Kasım ayında başlayıp 1950 Mart ayında bitirdiği “Yusuf ile Menofıs” adlı oyunu Nevşehir Cezaevi’ndeki Kemal Tahir’e şöyle anlatır:
“Kıssa-i Yusuf Aleyhüsselam diye bir piyese çalışıyorum. Ele Tevrat'taki Yusuf'u aldım. Bilirsin İd Tevrat ve sonraki kitaplar, menkıbe bahsinde, İbrahim ailesinin asırlarca süren çok meraklı, korkunç derecede realist (bir bakımdan tabii) macerasını hikaye eder. İbrahim ailesinde, gerçektende çok şayanı dikkat insanlar gelmiş dünyaya. Bu kadar ihtiraslı, bu kadar korkak, bu kadar asi, bu kadar kurnaz, bu kadar gaddar, böylesine eziyet çekmiş  bir aileye rastlamak zordur sanıyorum. Her ne hal ise ben onlardan Yusuf'u aldım. Tarihe göre, malum ya, Yusuf Hikayesi, Musa 'da dahil, sadece efsane, fakat yine tarihe göre, yetmiş kadar İbrani 'nin Mısır 'a hicret ettikleri sabit. O devir Mısır 'da bir de ecnebi istilası var. Yine tarihe göre o devir, sosyal kaynaşmalar devri. Yani efsaneyle tarih birleşime çok dikkate değer bir Mısır muhiti çıkıyor ortaya. Ben elden geldiği kadar hem Tevrat 'a hem de tarihe sadık kaldım. Efsane Zeliha'yı pek gölgede bırakır, hatuncağızı biriz aydınlığa çıkardı, sonra Yusuf'un zıddı bir tip, “Menofıs” adında bir Mısırlı duvarcıyı ele aldım”.
“İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu?” adlı oyunda tüm olaylar Sovyetler’de geçmektedir. Baş kahramanımız “Petrof’ alçakgönüllü, yetenekli, iyi niyetli, bir yönetici diı*. Kendisinin mesleği daha önceleri politika değildir. Ancak dalıa sonra iktidardaki partinin yönetici kadrosuna geçmiştir. İnsanlara sevgisi ve güvenci tamdır. Asla büyüklük gösterisi yapmayan biridir. Yanındaki herkesi sever ve herkesçe sevilir. Kimseye iltimas yapmaz. Daha sonra “İvan îvanoviç” adlı diğer kahramanla tanışırız. Petrofun gizli bir düşmanıdır. Kanser nasıl etin, kurt nasıl elmanın, pas nasıl demirin düşmanı ise öyle. Ona öyle bir zarar vermelidir ki acısını ölünceye dek yaşamalıdır. “Acaba ne yapmalı?” Sevgilisi Lüsya’dan mı ayırmalı? Ama hayır...Sonun da bunun da acısı bir gün mutlaka dinecektir. İvan îvanoviç bu yolu denemez bile... Bir şeref acısı oyunu mu tezgahlamak? Bir jurnalcilik mı?, Görevi kötüye kullanma?, Komisyon aldığı yalanı mı?, Yok yere çiğnenmiş şerefinin acısını ömrünün sonuna dek çekse...Tutuklansa bile, sonunda iş anlaşılacak, serbest bırakılacak, hak yerini bulacaktır. Bu da olmadı. Bir gün Petrofun kendisi ile ilgili bir övgü yapıldığını ve Petrofun da bundan çok hoşlandığına tanık olur. İşte Petrofun eline bir yakası geçti! Petrof dairesine, bekleme odasına geçer. Duvarlarda kendisinin kocaman portreleri asılıdır. Hayretle irkilir Petrof. Kendi portreleri ne kadar da kocaman! Kendini dev aynasında hisseder. Bunları İvan îvanoviç asmıştır. İvan; Petrof a bu resimleri yapanın çok ünlü bir ressam olduğunu ve Petrof u çok karizmatik bulduğu için portlerini yaptığını söyler. O zaman Petrofun da bu takdire layık olması gerektiğini ve artık Petrofun da “otorite” sahibi olmasını söyler. Derken Petrofun heykelleri yapılır. Petrof artık etrafından uzaklaşmakta, konumunun tüm olanaklarını kullanmaya başlamıştır. Çok sevdiği Lüsya’ya dahi, herkese tepeden bakmaya başlamıştır.
Oyunun ortasında İvan îvanoviç Nazım Hikmet’e seslenir:
“Nazım Hikmet, Hikmet oğlu Nazım Ran... Cancağızım ...Biliyorum, Sovyetler Birliği İkinci yurdunuzdur. Sovyet İnsanını seversiniz, say ar siniz... Eski partilisiniz. İyi, güzel ama, Sovyetlerde geçen bir hikayeyi anlatan ilk piyesiniz hicviye mi olmalıydı? Tipik Sovyet insanı Petrof Mudur? Ben miyim? Niye Petrof'un itibarın kımıçıya kalkışıyorsunuz? Zaten işimiz, gücümüz başımızdan aşkın... ne de olsa misafirsiniz şurada. Sovyet halkının konukseverliğini kötüye kullanmak doğru mu? Sonra konuğun kusuruna bakılmaz ama, bir hadde kadar... demek istediğim, bu piyesi yyazmaktan vazgeçin. Hem sizin için, hem bizim için hem de bunu oymaya kalkışacak tiyatrolar için, eğer böyle si bulunursa, daha iyi...yok ille de yazacaksanız sonunu tatlıya bağlayn... ”
Nazım cevap verir İvan îvanoviç’e
“Boşuna İvan îvanoviç...Benim de zayıf taraflarım var tümenle, ama yakalayamadı11 onları...Senden dolu dizgin nefret ettiğim, Petrof'u dolu dizgin sevdiğim için yazacağım bu piyesi...Sovyetler Birliği'nde konu han iyi konuk hane
sahibini sokmak isteyen yılan görürse başını ezer. Yoksa hane sahibiysem de iş değişmez. Ezeceğim başını senin ...sonu da senin istediğin gibi değil... ”
Petrof parti yöneticisi olarak merkeze çağrılır. Kendisi için büyük bir karşılama töreni beklemektedir. Ancak büyük hayal kırıklığına uğrar. O beklediği tören eski sevgilisi olan ve tramplen sporunda dünya şampiyonluğunu kazanan Lüsya içindir. Başkentte Petrof artık her şeyi anlamaya başlayacaktır. Ve düşmanının îvan İvanoviç olduğunu. Kasabaya döner dönmez îvan İvanoviç’i odasına ister. Çevresindekiler “kim o” diye sorarlar. Hani şu herkesin tanıdığı îvan İvanoviç... Petrof un böbürlenmesine, sevgilisinden ayrılmasına, kasaba halkına kötü davranmasına sebep olan îvan İvanoviç... Esasında İvan’da sahnededir bu esnada. İşte o an Petrof un yanındakilerden biri îvan’m kafasına sopayı indiriverir.
İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu? Bu oyun Nazım Hikmet’in kuruluş döneminde olan bir toplumda, iç çelişkilerinde var olduğu tüm sorunları ele almayı bir yazarlık görevi olarak benimsediğini göstermektedir. Nazım’m yaşadıkları toplumla uyuşmaz durumda değildir. Nitekim, İvan İvanoviç’in er geç yok olacağına inanmıştı.


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.