Reklam Alanı

Türkiyeli Yazarların Nazım Hikmet’in Ardından yazdıkları


Türk Edebiyatının güçlü kalemlerinden Cemal Süreyya Nazım HİKMET’in ardından şunları aktarmıştır:
“Nazım Hikmet ’in önemi şurada: Bir devrin düşüncesini toptan üstlenmiş ve sonuna kadar götürmek cesaretini göstermiştir. Öte yandan şiirinde anlatımında, kullandığı imgelerde, tutumunda düşüncesinin hayatının, var oluşunun kaynağını bulmuştur. Başka şairlerde görmeye alıştığımız, düşüncenin süs ve biçim olarak, iğreti olarak serpilişi, filmin biçim ve cilveleri ve anlam oyunları halinde kalıp sırıtışı yoldur onda. Düşünce biçimsel olarak değil, yapısal olarak yerleşir Nazım Hikmet’in şiirine. Tümden gelmez onda düşünce daha çok hayatın verilerinden çıkışını yapar. Bu yüzden Tevfik Fikret gibi düşünceye boğulmaz. ‘Bereketli bir ırmak ’ gibi çoğala çoğala büyür.

“ Nazım Hikmet, şiirini hayatıyla tam doğrulamış bir şairdir. Ama daha önemlisi siyasal tutumdaki birçok şairin aksine, hayatını şiiriyle eksiksiz bir planda doğrulamayı da bilmiştir. Devrim düşüncesiyle şiirsel yük müthiş bir bütünleme içindedir onda. Ve bu bizim şiirimizde Nazım Hikmet kadar rastlanmayan, dünya şiirinde de seyrek rastlanan bir özelliğidir. Şiirsel onur yiğitlik icarıyla bir arada gider Nazım Hikmet’te şiirin en büyük deneyimlerinden biri” (Süreyya, 2002).
Nazım HİKMET’in oğlu Memet Fuat ise şunları aktarmaktadır:
“Nazım Hikmet Türk kültürünün bütün insanlığa armağan ettiği uluslar üstü bir değerdir. İngiliz şairi Shakespeare ne kadar İngiltere ’nin ise ya da İspanyol şairi Lorca ne kadar İspanya 'nınsa Türk Şairi Nazım de ancak o kadar Türkiye ’ilindir (Fuat). ”
Türk yazınının ünlü kalemlerinden Yakup Kadri Nazım HİKMET için şöyle bir değerlendirmeye gitmiştir;
“S35 satır Türk şiirindeki, hatta Türk İnkılabındaki ilk satırdır (..) o yalnız Türk şiirinde çığır açmış bir edebiyat inkılapçısı değil, hiç görmeye alışık olmadığımız yepyeni bir şair tipidir ”
Ünlü Yazar Ataol Belıramoğlu şair Nazım Hikmet şöyle değerlendiriyor;
Nazım Hikmet çağdaş Tiirk şiirinde en önemli devrimi gerçekleştirmiş bir şairdir. Bıı devrim şiirin teknik alanında “özgür koşuk” diye adlandırılan bir yenilikçi harekettir. Kaynağında hem Türk şiirinin 19. yy. sonlarındaki gelişmeleri, hem Fransız “özgür koşuk” hareketi, hem Rus Modern İzm i ve bütün bunların Nazım
Hikmet tarafından Türk dili temelinde gerçekleştirilmiş sentezi söz konusudur (Behramoğlu, 2002)
Ressam Avni Arbaş anlatıyor:
“Nazım’ı ilk gördüğümde 15 yaşındaydım. O dönemde Galatasaray’da her sene fuar yapılırdı. Orada bir hoca vardı. Ressam. O da fuarda bir pano almış, bir şeyler yapıyor, ben de yardım ediyordum. Hava güneşli idi. Bahçedeydik. Yusuf Ziya Ortaç da vardı. O zamanlar da o çevrede gazetelerin büroları vardı. O sırada beyazlar giyinmiş, uzun boylu bir adam geldi. Hemen tanıdım. Daha önce resimlerini görmüştüm çünkü. Orada tanışmadık ama o onu ilk görüşümdü.
Picasso ile tanıştığımızda Henriette "Dünyada en çok tanışmak istediğim iki kişi vardı biri sîzsiniz (Picasso) biri de Clıarlie Chaplin demişti. Henriette bunu söyledikten sonra Picasso " ve Nazım Hikmet" diye eklemişti’’
İbrahim Balaban hapiste tanıştığı Şair Babasını şöyle anlatıyor:
‘’.Mahkumların bir çoğu Nazım Hikmet'e kötü tanıyordu. Onlara göre Nazım Hikmet komünistti ve komünizm kötü bir şeydi. Ben de Nazım 'in neden içeri düştüğünü sorduğumda komünist olduğunu söylemişlerdi. Benim için önemli değildi bu. Zaten o sıralar komünizmin ne olduğunu da bilmiyordum. Bana komünizmin kötü bir şey olduğunu söylediler. "Ayıp mıdır bunu konuşmak dedim" ayıp olduğunu söylediler. Lügatlara bakarım o zaman dedim, onlar bu sözcüğün anlamının lügatlarda da olmadığını söylediler.

Bana kalırsa o dönemlerde Nazım Hikmet’in tek suçu dünyaya gelmiş olmaktı. Ne yaparsa yapsın, onu cezalandırıyorlardı. Oysa şimdi aradan bunca zaman geçtikten sonra doğumunun 100’üncü yılı kutlanıyor”


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.