Reklam Alanı

Nazım Hikmet’in Davaları

Nazım Hikmet’in yargılandığı çeşitli davalar vardır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
(1)     1925, Ankara İstiklal Mahkemesi: Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın 1921-1925 arasında yayınladığı Aydınlık ve Orak-Çekiç dergileriyle Amele Teali Cemiyeti hakkında İsmet Paşa Hükümetinin 4 Mart 1925 günü çıkardığı “Takrir- Sükun Yasası” gereğince başlayan soruşturma sonucunda, HİKMET de yargılanır. Aydınlık adlı dergide yazdığı anti emperyalist, ulusal bağımsızlıkçı, devrim inancına bağlı, sömürüye karşı şiirlerinden dolayı suçlu bulunmuştur. 12 Ağustos tarihinde verilen kararla Nazım HİKMET, “Komünistlik propagandası yapmak suretiyle şekli-i hükümeti tağyir” suçlamasıyla “on beş yıl küreğe konulma” ya mahkum edilir. 1 Mart 1926’da çıkan af yasasıyla “bir yıl hapis” cezasına dönüştürülmüştür.

(1)    1928, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi: HİKMET 1926-1927 yıllarında İstiklal Mahkemesince verilen ceza nedeniyle kaçtığı Sovyetlerdedir. Viyana Konferansı’na katıldığı gerekçesiyle gıyabında yargılanır. Dönemin TCK 313. maddesine göre “üç ay hapis, beş bin lira para cezası” ile cezalandırılır.
(2)    1928, Rize Ağır Ceza Mahkemesi: Nazım HİKMET, Moskova’da Türk büyükelçiliğinden pasaport ister ama alamaz. Bunun üzerine Hopa’dan yurda girerken yakalanır. Üzerinde bulunan “Heraklit'i Düşünürken” adlı şiiri “her ekalliyeti (azınlığı) düşünürken” olarak yorumlanır ve sınırı pasaportsuz geçmekten, başkasının kimliğini kullanmak ve anayasayı tağyir suçlarından yargılanması üzerine Rize’ye gönderilir. Dava iki ay sürer ve sonuçta pasaportsuz sınır geçmek suçundan “üç gün hapis” cezası alır.
(3)    1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi: Dava 4 Kasım’da başlar 17 Kasım’a ertelenir. 23 Aralık’ta karar verilir. İstiklal Mahkemesi’nin kararı, "Aydınlık Mecmuası ’nda yazmış olduğu şiirlerin cürüm teşldl eder mahiyete olmamasından adem-i mesuliyetine” cümlesiyle ortadan kaldırılır ancak “üç aylık ve üç günlük” hapis cezaları onanır ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak serbest bırakılır.
(4)    1929-30 İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi: Nazım Hikmet, Cumhuriyet Gazetesinde 5 Ekim 1928’de yayımlanan bir yazısındaki ifade ettiği düşüncelerle, Resimli Ay dergisinde çalışma başlar. Bu dergide yayımlanan “Sesini Kaybeden Şehir” adlı şiiri nedeniyle yargılanır. “Putları Yıkıyoruz” kampanyası dikkatleri çeker. 15 Ağustos’ta açılan dava 21 Eylülde sonuçlanır ve derginin yazı işleri müdürü Behçet Bey, on üç gün hapis ve on lira para cezasına çarptırılır, karar tecil ettirilir. Karar, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nce bozulur. Yeniden Yargıtay’a gider ve Genel Kurulda 24 Mail 1930 günü “Sesini kaybeden Şehir” aklanır.
(5)    1931, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi: HÎKMET’in ardı ardına yayınlanan “1+1=1”, “Sesini Kaybeden Şehir” ve “Varan 3” kitapları dikkatleri çekmiştir. İçişleri Bakanlığı İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazı yazıp savcılığın dikkatinin çekilmesini ister. Savcılık HÎKMET hakkında TCK 311 ve 312. maddelerinden dava açar ancak 10 Mayıs’ta verilen kararla berat eder.
(6)   1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi: 19325de yayımlanan “Gece Gelen Telgraf” ile ilgili olarak 1933 yılında başlayan soruşturma neticesinde 6 Mart günü kitap toplatılır. HİKMET tutuklanır, 28 Nisan’daki duruşmada tahliye kararı çıkarsa da Süreyya Paşa’nın babasına hakaret ettiği gerekçesiyle bırakılmaz. Kitaptaki bazı şiirlerin “komünistliği tahrik” suçunu içerdiği gerekçesiyle TCK’nın 80. maddesince yargılanması istenir. 29 Temmuz’da verilen kararla “altı ay üç gün” hapse mahkum edilir. Dava Yargıtay aşamasında suç iken Cumhuriyet’in 10. yılı nedeniyle af kapsamına alınır.
(7)   1933, İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi: “Gece Gelen Telgraf’ tâki Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye adlı şiirinde Serbest Cumhuriyet Fırkası kurucularından Süreyya İlmen Paşa babasına hakaret ettiği gerekçesiyle soruşturma açılmasını talep etmiştir. “Neşir yoluyla namus ve haysiyete dokunacak hakaret” suçlamasıyla, TCK’nin 480. maddesine göre “bir yıl hapis ve 200 lira ağır para cezası ve 500 lira tazminat” cezası verilir.
(8)   1933-34 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi: HİKMET, muhalefetin önderi olarak Troçkist suçlamasıyla TKP’den ihraç edilir ve örgütlemesiyle ilgili olarak 18 Mart 1933’te tutuklama kararı çıkar. 31 Ocak 1934’te karar açıklanır: “Komünist bir örgüt kurarak Anayasa'yı ortadan kaldırma... ” suçundan beş yıl ağır hapis cezası alır, bu ceza af yasasıyla 2 yıl olarak belirlenir. 21 Haziran 1934’te karar bozulur, 16 Ağustosta tahliye edilir.
(9)        1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi: Hikmet İstanbul’da edebi ve siyasi çalışmalarını takip ederken dönemin TCK’sınca 141. maddesince göz altına alınır. Daha sonra serbest kalır. 21 Haziran’da beraat kararı çıkar.
(10)    1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi: HİKMET’in yaşamının dönüm noktasını teşkil eden suçlamaya bir harp okulu öğrencisinin Hikmet ile konuşmaya gelmesi neden olmuştur. Komünistlik tahkikatı yaptığı suçlamasıyla göz altına alınır. Askeri kişileri isyana teşvikten “15 yıl ağır hapis” cezası verilir ve Askeri Temyiz Mahkemesi’nce karar onaylanır.
(12) 1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi: Nazım Hikmet tutuklu bulunduğu Ankara’dan İstanbul’a gönderilir ve Donanma Komutanlığı’na bağlı çeşitli gemilerde görevli bazı astsubay ve erlerin okuduğu kitaplar arasında şiir ve nesh kitapları bulunduğu gerekçesiyle yeni bir soruşturmaya daha dahil edilir (Yağcı, 2003,117). Dava Nazım HİKMET’in 28 sene 4 ay müddetle ağır hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilir. Nazım Hikmet yargılanması devam ederken Mustafa Kemal’e bir mektup yazar. Söz konusu mektup, Dolmabahçe Sarayı’na kadar girer ancak Ata’nın yanma girenlerden İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya teslim edilmiş, müsait bir zaman bulunamadığı için verilememiştir. O sıralarda hastalığı iyice ilerlemiş olan Atatürk’e iletmek istediği mektup şöyle idi:
“Cumhur reisi Atatürk ’iin Yüksek Katma
Türk Ordusunu İsyana teşvik ettiğim iddiasıyla on beş yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk donanmasını isyana teşvik etmekle töhmetlendiriliyorıım.
Türk inkılabının ve senin adına and içerim ki suçsuzum.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamleyi anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. Askeri isyana teşvik etmedim.
Yurdumun ve inkılapçı senin karşında alnını açıktır.
Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük, büro İma t gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim.
Askeri isyana teşvik etmedim.
Senin eserin ve sana aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilecek olan hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim. Büyük işlerin arasında seni bir Tiirk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim.
Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, ahuma vurulmak bu inkılap askerini isyana teşvik damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.
Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin.
Kemalizmden ve senden adalet istiyorum.
Türk inkılabının ve senin başına and içerim  suçsuzum.
Nazım Hikmet Ran.
Nazım HİKMET birçok baskı karşısında dahi Mustafa Kemal’i hedef alan hiçbir açıklama yapmamış, eylemde bulunmamış, devrimlerin geriye doğru gidişinin ipuçlarını görerek karşı devrimin saldırılarına göğüs germiş ve sosyalist düşüncelerinden vazgeçmemiştir.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.