Reklam Alanı

Benerci Kendini Niçin Öldürdü?


Kitabın “İçindekiler”i

Eser bir manzum hikayedir. Vak’a Hindistan’da cereyan eder. Eser’de Benerji bir müfrit amele İhtilalcisi tipinde tasvir olunmuştur. Kalküta’daki amele mahallelerinden birinde yaşar ve eğer bu mahalleler halkını ayaklandırırsa, bütün Hindistan’ın kurtulacağına kanidir. Hindistan’ın Kallcüta kentinde, sömürge bir ulus olan Hintlilerin İngiliz emperyalizmine karşı vermiş oldukları mücadeleye katılmış bir devrimcinin başından geçenleri anlatan manzum bir eserdir. Benerci eserde okuyucuya şöyle tanıtılmaktadır:
“Mevzubahis gencin ismi: BENERCİ.
Kendisi aslen Hintli olup
Adaş katı resi DELHİ 'dir...
Dostlarının nazarında tam
Adam,
Düşmanlarının indinde azgın bir delidir.
Ve Britanya polisinde künyesi şüphelidir. ”
Nazım’ın işte bu mısralarından romanın baş kahramanı Benerci ile tanışılır. “Benerci Kendini Niçin Öldürdü” adlı kitabının ilk kısmında, birinci bölüm de Benerci, Britanyalı bir genç kıza aşıktır. İkinci bölümde Benerci ve yedi arkadaşı Kalküta şehrinin çevresindeki bir çay tarlasının içindeki bir evde gizli bir toplantı yaparlar:

“Evin alt katındaki oda.
Kapalı pencereler, asına bir lamba,
Bir masa ortada.
Üç amele, ila köylü, bir muallim ve Benerci Yani cem ’an yekun:
Yedi Kalkiita delikanlısı, yedi inkılap genci... ”
Ancak umulmadık bir şey olmuştur; bu toplantıyı AGHS’nin (İngiliz Gizli Haberalma Servisi) ajanları öğrenmişlerdir. Benerci’nin altı devrimci arkadaşı tutuklanırken Benerci serbest bırakılmıştır. Benerci hain ilan edilmiştir. Kendini temize çıkaramamanın verdiği üzüntü ile yataklara düşmüştür. Yakın arkadaşı Somadeva düzenlediği bir mitingte Benerci’yi taşa tutar ve kendisinin attığı taş ile Benerci alnından yaralanır. Oysa durum sanıldığı gibi değildir. Devrimcileri satan Benerci değil AGHS’nin mensubu Mis satmıştır. Örgüt özellikle Benerci’yi serbest bırakmış arkadaşlarını tutuklanılştır; Bu durum Nazım’m dizelerine şu şekilde yansır:
"... Benerci sizi satmadı.
Benerci günlerdir yemek yemiyor,
Gecelerdir yatmadı.
O yatmıyor, yatabilir mi?
Benerci sizi satmadı,
Sizi ben satabilir miyim?
Benerci benim oğlum.
Onu ben
Kellemden, etimden, iskeletimden
Sizin için doğurdum...
Dostlar.
İçinizden bir çıban gibi şüphenizi yolunuz.
Benerci sizin oğlunuz Benim oğlum... ”
Durumu bir türlü ifade edemeyen Benerci canına kıymaya karar vermiştir. Bu
bunalımlı günlerinde arkadaşı Nazım’a başvurmuş ve onun öğütleriyle canına
kıymaktan vazgeçmiştir. Olay daha sonra açıklığa kavuşur. Benerci tekrar arkadaşları
ve Somadeva tarafından kabul görür. Ancak bu kez de Benerci’nin kendisi hapse
atılır. Kitabın ilerleyen kısmında Roy Dranatla tanışırız.

“Benerci kapalı bir kitap gibi.
ROY DRANAT toprağa bakıyor Ve konuşuyor yarı yoldan dönen Bizim eski ahbap gibi. ”
Nazım Hikmet’in bir dipnotu ile karşılaşıyoruz;
“Okuyucularıma ismiyle ilk defa karşılaştıkları ROY DRANA T hakkında kısa bir malumat vermeyi münasip buldum. ROY D RAN AT, BenercVnin esiri bir kavga arkadaşıydı. Fakat sonra galiba korktu, galiba sabrı tükendi ve galiba ruhunu satıp rahatı bulmak fırsatını ele geçirdi. Kavgadan ayrıldı. Şimdi ROY DRANA T, İngiliz emperyalizminin emrinde, sakalsız, pelerinsiz ve kılıçsız, rahatını arayan zavallı, mustarip bir Faus’tur. ”
Benerci hapiste yattığı yıllarda yaşlanmış mücadeleden uzaklaşmış mücadelenin geldiği nokta Benerci’yi çoktan aşmıştır. Bu durumu şu dizelerden anlamaktayız:
“dışarda
bir bayrak gibi dalgalanırken adı, içerde O
ihtiyarladı... ”
senedir
yazamadı bir satır
bile...
Yine fakat
Dışarda bir bayrak gibi Dalgalanıyor adı.
İçerde O
İhtiyarladı. ”
Benerci artık mücadeleyi olumsuz yönde etkileyeceğini düşündüğü için intihar etmeyi akima koyar. Kitabın bu kısmında Benerci Nazım Hikmet ile tekrar konuşmaya başlar. Nazım Benerci’yi vazgeçirdiğini düşünür. Ancak Benerci canına kıymıştır. Nazım Benerci’nin intiharını şöyle aktarır okuyucusuna;
“Merdivenleri ağır ağır inmeye başladım. Dördüncü kat. Üçüncü kat. Merdivenleri hızlı hızlı iniyorum. İkinci kat. Merdivenleri koşarak iniyorum. Tam sokağa çıktığım zaman, derinlerden, demir bir kapının hızla kapanması gibi tok bir ses geldi....”
“Matem marşı
okumam
Kavgada
kendi kendini öldüren lanetli bir cenazedir benim için: ölüsüne
ellerimiz
dokunamaz.
sen artık
bu Idtapta: noktaları
virgülleri
satırları taşımıyorsun.
Sen artık bu Idtapta koşmuyor
bağırmıyor
alnını kaşımıyorsun.
Sen artık
Bu Idtapta
Yaşamıyorsun.
Ve Benerei sen Bu Idtapta
Kendi kendini öldürmene rağmen Benim ellerim senin Kanlı delik
Şakağına dokunacaktır.
Cenazende
Dosta düşmana karşı Matem marşı Okunacaktır... ”
Kitabın Özeti: 
“Benerci Kendini Niçin Öldürdü” adlı kitabı yayımlandıktan sonra ilk tepkiyi, dönemin (ve ölümüne kadar uzunca süre de devletin) resmi eleştirmeni Nurullah Ataç’tan alır. Ataç; Milliyet Gazetesi’nin 4.2.1932 tarihli nüshasında “Fikirler ve İnsanlar: Nazım Hikmef başlıklı yazısında, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü” nün tezinden daha çok şiiriyeti üzerinde durur. Beğendiğini belirtir ve yazısını şöyle bitirir: “ Benerci din mazisinden çok az şey bilirdik, Acaba şimdi nerededir? Öldü mü? Yaşar mı? Onu da bilmiyorum ‘’.  Karaca; “Nazım Hikmet Şiirinde Gizli Tarih” adlı yapıtında aktarmaya devam ediyor: “Benerci...” en büyük yankısını yayımlandığı dönemin genç edebiyat meraklılarında ve devrimcilerinde bulur... “Benerci’nin baş kahramanı Benerci’yi kimileri kendilerine soyadı olarak seçer... Avukat katipliği yaparken Nazım Hikmet’in yanında çömez olarak Babıali’ye adımını atan Kemal Tahir, henüz müptedi bir şair iken, 1934’te çıkarılan kanuna göre soyadı alma zorunluluğu getirilince kendine bir isim seçer: Benerci. 1998 yılında Nazım HikmetTe bildikte yargılandığı Donanma Davası*nda da aynı soyadı geçmektedir. Kemal Tahir’in yıllar sonra büyük romancı olarak kabul görüp, Osmanlı Tarihi üzerine ilgi çeken tezleriyle de münevver ve yan münevverlerimizi dehşetten dilsiz hale getirince, “Benerci” soyadını aldığı gençlik döneminin kolay etkilenme ve öykünmesiyle şöyle dalga geçecekti:

''Bizim o zamanla komünistliğimiz, bildiğin, Nazım Hilanei komünistliği canım...trum, tnım, trum/ Tram tiki tak/makineleşmek/ istiyorum/Bunu belledin mi oldun gitti komünist..."

“Benerci Kendini Niçin Öldürdü” adlı eser HİKMET’in Hindistanlı bir vatanseverin yurdunun sömürge edilmesine karşı verdiği mücadeleyi manzum bir dille anlattığı yapıtıdır.


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.