Reklam Alanı

Aşkın Tüketilmesi…


Aşkın Tüketilmesi…

Aşk yüzyıllardan bu yana  tartışılan ve üzerinde şiirler, romanlar, şarkılar yazılan bir kavramdır.  Tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu önem dışında  çoğu  zaman aşk,  temel toplumsal kavramlardan biri olmuştur.  Toplumsal hayatın yeniden üretilmesi  ve yeniden üretimin kaçınılmaz olması değişimi bir zorunluluk haline getirmiştir.  Değişen toplumsal süreçlerle beraber aşk ilişkisi de beraberinde bir değişim getirmiştir. 

Bireyler arası ilişkiler kişiseldir diyebiliriz ama sadece kişiseldir diyemeyiz.  Çünkü kişisel birliklerin parçalanması  sosyal birlikteleri de parçalar.  Tersini de düşünebiliriz.  Toplumların değişiminde öncelikli olarak değer yargıları değişir.  Sonrasında ise her şey değişime uğrar.  Öyle bir hal alırız ki bazen kendimizi bile tanıyamaz bir duruma geliriz. Genel itibariyle bu duruma ‘’yabancılaşma’’ aşk ilişkisinin bu bağlamdaki durumuna ise ‘’aşkın yabancılaşması’’ aynı zamanda ‘’aşkın tüketilmesi’’ de diyebiliriz.  Daha da açarsak; teknolojik gelişmeler, fazla uyaranla etkileşim nesne ilişkileri değişikliklerine neden olmuştur. Toplumumuzda bir kağıt-eşya kültürü oluşmuştur.  Diğer bir ifadeyle kullan-at kültürü… Aşkın da kullanılıp atıldığı bir kültür…

Aşk ilişkilerine genel olarak baktığımızda ortak diyebileceğimiz bazı duygular vardır. Aslında bunlar aşk ilişkilerindeki büyük engellerdir.  Kıskançlıklar, sahiplenmeler,  beklentiler, istekler, bağlılık aslında aşkın tüketilme olasılıklarındır. Özellikle de bağlılık aşk değil, bir hastalık olmaktadır.

Tüketilen aşk kavramında; yarın hiçbir biçimde düşünülmez, gelecek yok olur, yalnızca yaşanan an sonsuzluğa dönüşür.  Yarın planı olmayan ve sadece anı yaşayıp, anı tüketen toplumlarda hız ileri plandadır. Her şeyde olduğu gibi aşk da hızlı yaşanmalıdır.  Eskiyen, yıpranmış bir aşk ile boşa vakit harcanmamalıdır. Sürekli ‘’yeni olanı almakla’’ bizi tüketime dahil eden günümüz toplum kültüründe aşk da böylece tüketilmektedir ve aynı zamanda kirletilmektedir. Çünkü günümüz aşk tanımlarına göre, gelecek belirsiz olmalıdır. Öte yandan hemen değişebilmeli ve kolaylıkla vazgeçilebilir olmalıdır.  ‘’Çünkü herkes için aynı olan değil, herkese göre farklı olan değerlidir’’  şeklindeki düşünce insanlara her konuda alternatifli seçimler sunmaktadır. Böylece aşk kavramı da alternatifler arasında seçim yapma mecburiyetinden başka bir şey değildir.

Bazı bireyler çok hızlı bir biçimde aşık olabiliyor.  Bunun sebebi belki de aşık olma isteğinin,  aşık olunan kişiden önce gelmesidir.  Çünkü, gereksinim kendi sonucunu doğurmuştur.  ‘’Boşluk’’ içinde olan bireyin başka birine hızlıca aşık olması da aslında bir tutunma   hamlesidir.   Aşığın ortaya çıkması önceden duyulan, birisine aşık olmak ihtiyacının sadece ikinci bir evresidir.  Aşık olan bireyin günlük yaşamı oldukça farklı bir özelliğe bürünür. Aşk erkeği de, kadını da yalnızlık duygusundan uzak kalabildiği ölçüde birbirini o kadar bağımlı kılar.

Günümüzde artık kavuşulamayan, imkanı olmayan aşklar değil, çabucak tüketilen aşklar tercih edilir.  Hayatın bu hızlı akışına ayak uydurabilmek bir zorunluluk haline gelmiş durumda.  Yaşamın bütün alanlarına yayılan tüketim , duyguların, birlikteliklerin de yok olmasını ve yerine çabucak bir yenisini konulmasını  haklılaştırır. Tüketim, var olan duyguların, paylaşımın artmasını, yeniden üretilmesini değil tersine sonsuz sayıda tüketilmeyi bekleyen duyguları karşımıza çıkarmaktadır.

İnternet kapitalizmi diyebileceğimiz bu dönemde hemen tüm araçların  değiştiği ve her şeyin yeniden öğrenildiği bir süreç başlamıştır. Başlayan bu yeni süreç aşkın içine de sanallığın yer edinmesine imkan vermiştir.  Aşk da artık internet ortamında pazarlanıp rahatlıkla tüketilen bir meta olmuştur.  Yalnızlaşan kişilerin de toplumdaki sayısı gittikçe artış göstermektedir.   Böylece zaman ilerledikçe daha fazla aşk yaşanmakta.  Bu da beraberinde aşkın fazlaca tüketilmesini getirmektedir.  Artık çoğu genç aşkın geçici olduğuna inanmaktadır. Çünkü, çoğu için vazgeçilmez olanlar değil tüketilir ve hızlıca unutulanlar değer kazanmıştır.

Sonuç olarak baktığımızda; tüketimin başat bir rol oynadığı günümüz toplumunda, aşk da tüketilen bir meta durumuna gelmiştir. İlişkiler kısa süren, uçucu yoğunluklardan, duyumlardan, zevklerden oluşmaktadır. İlişkilerde sevginin değil de hazzın ve isteklerin peşinden gitmek de aşkı tüketmektedir.  Çünkü artık sevgili bir meta olmuş durumda ve tüketilmektedir.




‘’Mesut Akman  / Tunceli  Munzur Üniversitesi’’



Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.