Reklam Alanı

Ahlakın Temelleri: Doğa Yasaları, Kültürel Güçler ve Tarihsel Yollar



Ahlakın Temelleri: Doğa Yasaları, Kültürel Güçler ve Tarihsel Yollar

Doğal seçilim insan ahlaklılığını etkileyen tek etmen midir? Shermer’ın tezine göre, bireylerin ve grupların hayatta kalmalarını sağlama amaçlı birtür toplumsal kontrol mekanizması olan insanlardaki ahlaki duyarlıklar ve ahlak anlayışı ile insan gruplarında ve kültürlerindeki ahlak ilkeleri doğa yasalarının, kültürel güçlerin ve benzersiz tarihsel yolların bir sonucudur ve bunlar ilk olarak bireyler üzerinde doğal seçilimin gücü, ikinci olarak da popülasyonlar üzerinde grup seçiliminin gücü sayesinde evrilmişlerdir.

Bu alıntının da açıkça gösterdiği gibi insan ahlaklılığının temelinde insan olmayan diğer atalarımızla paylaştığımız ortak ahlaköncesi duyarlıklar ve duygular olmasına rağmen, bu evrimsel kökler günümüzdeki en karmaşık ve en gelişmiş ilkeleri kapsayan insan ahlaklılığının dayandığı tek dayanak değildir. Küçük takım ve kabilelerde yaşamayı mümkün kılacak bir sisteme duyulan ihtiyaç nedeniyle evrim ahlaki duyarlıkları üretmiş, kültür de bunları şekillendirmiştir.


İnsanların sosyal davranışları, Shermer’in oluşturduğu Biyo-kültürel Evrim Piramidi’nde gösterdiği gibi, bireyin kendi sağ kalımından, bireyin aile yoluyla yayılmasına, geniş aileye karşı bağlılık duygusuna, topluluğun karşılıklı özgeciliğine, toplumun dolaylı özgeciliğine ve son olarak da tür özgeciliğine doğru evrilmiştir. İnsanın temel ihtiyaçlarıyla ilgili ahlaki duygularını biyoloji, daha toplumsal ihtiyaçlarıyla ilgili olanları ise kültür yönetmektedir. Bireyin hayatta kalma ve genetik yayılma gereksinimi aile, geniş aile ve topluluk aracılığıyla karşılanmaktadır. İşbirliği ve özgeciliği teşvik etmek için içlemsel uyum gücü olarak adlandırılan güvenlik, sosyalleşme, bağlanma, yakınlık, kabul görme ve sevgi gibi temel psikolojik ve sosyal gereksinimler bu aşamada evrilmiştir. Genetik bağın bulunmadığı daha geniş topluluk ve toplumlarda karşılıklı ve dolaylı özgecilik de akraba özgeciliğine eklenmiş ve içlemsel uyum gücü yerini dışlamsal uyum gücüne bırakmıştır.


Shermer, hem bencil hem de özverili, hem işbirlikçi hem de rekabetçi, hem erdemli hem de kusurlu, hem iyi hem de kötü olan insan güdülerinin hem evrimsel mirasımızın hem de kültür tarihimizin bir ürünü olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Ona göre ahlaki duyarlıklarımız, birçok memeliyle paylaştığımız ahlak öncesi duygulardan evrilmiştir. “Derin ahlaki duyarlıklarımız (toplumsal bakımdan kişinin kendi kültürüne göre şartlanmış olan alabildiğine esnek ahlaki kuralların ötesinde) karmaşık bir toplumsal ortamda tepkilerden oluşan davranışsal sağ kalım repertuarımızın bir parçası olarak” gelişmiştir. Ama bu ahlak öncesi duyarlıklara kediler, köpekler, yarasalar, maymunlar, yunuslar, filler ve balinalar gibi birçok başka hayvan da rastlanabilmesine rağmen, en gelişmiş haliyle ahlaklılık tümüyle insan türüne ait toplumsal bir özelliktir çünkü diğer hayvanların bir düşünce, davranış ya da seçimin doğruluğunu ya da yanlışlığını evrenselleştirdiklerine ya da içinde bulundukları koşullardan bağımsız bir şekilde değerlendirip tarafsızlaştırdıklarına rastlanmamıştır.


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.