Reklam Alanı

Marcel Proust'un Hayatı



Marcel Proust’un Hayatı ve Eserlerine Kısa Bir Bakış

Marcel Proust 20. Yy Fransız romanının kurucularındandır. Babası, tıp alanında 34 kitap yazmıştır.  Ve aynı zamanda uluslar arası üne sahip başarılı bir hekimdi. Annesi ise Yahudi kökenli bir aileden geliyordu.

Proust henüz küçük yaşlarda iken astıma yakalanır. Bu hastalığın verdiği sorunlar nedeniyle yaşamının sonuna kadar kapalı ortamlarda yaşamak zorunda kaldı.


Condırcet Lisesi’ne devam etmesine rağmen, eğitimi hastalığından dolayı yarım kaldı. Ama, zekası ve güçlü belleğiyle başarılı bir öğrenci oldu. Edebiyata olan ilgisi ön plana çıktı.

1889’da, liseyi bitirip gönüllü olarak orduya yazıldı. Sağlıksız bünyesinden dolayı güç işlere, uzun yürüyüşlere katılamadı. Fakat stratejisi ile yakından ilgilendi. Bu konu üzerine yaptığı araştırma ve çalışmalarla, ordu içinde dikkati çekti. Ordudan ayrı kaldıktan sonra bir meslek seçmek zorunda kaldı. O dönemde, burjuva çevrelerinde sanatçılık bir uğraş olarak görülmediğinden babası Proust’un edebiyatla ilgilenmesine karşı çıkıyordu. Ve ondan ciddi bir iş bulmasını istiyordu. Proust, Siyasal Bilgiler Okulu’nda Albert Sorel ve Leroy Beaulieu’nün derslerini izledi. 1892 senesinde edebiyat diplomasını aldı. Sorbonne Üniversite’sinde derslerini takip ettiği Bergson’dan çok etkilendi. Le Banquet, La Revue Blanche gibi dergilerde yazılar yazımladı.

Bir zamanlar Mazarine Kütüphanesi’nde ücretsiz çalışsa da hastalığı ve bünyesinin zayıflığından dolayı hiçbir zaman düzenli bir işte çalışamadı.

Babasının yaşamını yitirmesinden  sonra kavuştuğu servet, bütün  yaşamı süresince
para sıkıntısı çekmeksizin rahat yaşamasına olanak sağladı. Bundan dolayı, kendini
bütünüyle edebiyat çalışmalarına verdi. O, edebiyat ile zevk için uğraşıyor,
bundan herhangi bir kazanç elde etmeyi arzulamıyordu.

Proust bu yıllarda Ruskin'den fazlaca etkilenir, Puşkin’in  iki yapıtını La
Bible da'Amiens ("Amiens İncili") ile Sesame et les lys ("Susam ve Leylaklar")
adlarıyla Fransızca'ya çevirdi.
1898-1899 senelerinde , Zola davası ile Dreyfus olayında etkin bir rol
oynadı. Dreyfus sempatizanlarıı arasında yer aldı. Fransa'yı bölünme noktasına
getiren bu olayda, bilinçli ve soğukkanlı bir tutum ile, çeşitli siyasal partilerin
tutumlarını ve yanılgılarını açık seçik saptamayı başardı
.
1905 yılında annesini yitiren Proust’ un sağlığı iyice bozulur. Bir
mektubunda tutku ile  bağlı olduğu annesini yitirmenin  acısını şu şekilde
anlatır: “ Hayatım  artık o biricik amacını, biricik tatlılığını, biricik aşkını
ve biricik tesellisini yitirdi.”

1905-1912  yılları arasında, büyük yapıtı A la recherche du temps perdu serisini
(Kayıp Zamanın İzinde) yazdı. Serinin ikinci kitabı Çiçek Açmış Genç Kızların
Gölgesinde ile Goncourt Ödülü' nü kazandı.


Proust, yaşamını Kayıp Zamanın İzinde adlı nehir romanı yazmaya
adamış ve hatta eseriyle bir olmuştur. 1922 senesinde  son nefesini verinceye
kadar romanı üzerinde çalışma yürütmüş  fakat son ciltlerin yayımlandığını
görememiştir.


Bu benzersiz ve kendine özgü bir yapıya sahip olan roman,
gözlemleyebildiğimiz dış dünyanın yanında bir de bireyin içinde,
zihninde ve hafızasında yaşatmış olduğu  bir dünyanın varlığını ispat eder adeta.  Bu
dünyanın da kendisine özgü kuralları ve yaşama şekli vardır.


Yaşamını geçmiş zamanı yakalamaya adayan Marcel Proust, oldukça
uzun cümleleri ile insan ruhunun derinliklerine ışık tutmuştur. 19. yy. romanına
yeni boyutlar kazandırmayı başarmıştır.

Eserleri:

Swann'ların Tarafı
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde1
Guermantes Tarafı
Sodom ve Gomorrah
Mahpus
Albertine disparue
Albertine Kayıp
Yakalanan Zaman
Karışımlar
Sainte- Beuve’ye Karşı
Zevkler ve Günler
John Ruskin'in Amienler İncil'i çevirisi
Ruskin'in Susam and Zambaklar çevirisi
Kayıp Zamanın İzinde)


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.