Reklam Alanı

Onlar, Can Gözleriyle Gören Aşıklar


Tarihten bu yana birçok halk âşığının âmâ yani kör ve ümmi olması son derece ilginç ve anlamlıdır. Eski kaynaklarda ve şairnamelerde, birçok âmâ  ve ümmi yani okuma-yazmasız âşığa rastlıyoruz: Kör İbrahim, Kör Ömer, Kör Mustafa, Kör Hamza, Kör Bektaş, Kör Muhammed, Kör Sefer, Kör Aleksan, Kör Gazar, Kör Harbi, Kör Tüccari, Kör Zarri gibi, Sondaki beş âşık Ermeni kökenlidir. Günümüzde salt İç Toroslar’dan  Âşık Şah Turna, Kör Fatma, Kör İbo, kör Mısto gibi birçok örnek bulunduğu gibi; yine aynı kültür ortamından  çıkmış ve Türk halk şiirinin en büyük âşıklarından kabul edilen Âşık Veysel de bu geleneğin Müzik alanında da,  dünyaca ünü birçok âmâ müzisyenin varlığı, dikkatimizden kaçmamaktadır.


Birçok âşığın bu durumu yaşıyor oluşunun, köy yerinde yapacak başka işi olmayan ve algılama duyuları gelişkin olan insanların saza ve söze yönelmesiyle  ilgili olduğunu düşünüyorum.  Ümmi, yani okuma-yazmasız, ancak son derece güzel şiirler söyleyen birçok aşığın  varlığı da, araştırmacıların dikkatinden kaçmamaktadır.

Halk âşıklarının: sazlarıyla sanatlarını icra etmeleri, bir bölümünün anadan dogma kör olması, halkın onları yarı-kutsal kişilikler olarak görmesi, çoğunun  ümmi olması, yani okur-yazar olmaması, ancak  ustalarından sözlü dersler almaları, bir bölümünün kendi kendine okuma-yazma öğrenmesi, elerinde  sazlarıyla daha çok gezgin bir hayat sürmeleri; köyden köye, yayladan, obadan obaya dolaşarak yaşamlarını sürdürmeleri, bu coğrafyada yaşayan  âşıklık geleneğinin ortak özellikleridir.

Bunlar genellikle mani, koşma, türkü ve manzum destanlar icra ediyorlardı…

Dengbêjler şahı, Evdalê Zenynikê

Kürt edebiyatında da birçok örneğine rastlanan sözlü halk edebiyatında âmâ âşık geleneğinin en ünlü örneği, halk arasında  ‘’şah-ı denbêjan’’ yani  ‘’dengbêjler şahı’’; ve kendisinden çokça  yararlanan ünlü  romancı Yaşar Kemal tarafından ‘’Kürtlerin Homerosu’’ olarak adlandırılan Evdalê Zeynikê’dir.

Evdalê Zeynikê, Yaşar Kemal’in eserlerinde  önemli  bir yer tutar. Yine Kürt romancı Mehmed Uzun da onun üstüne bir roman yazmıştır:  Rojek ji rojan Evdalê Zeynikê (Evdalê Zeynikê’nin Günlerinden Bir Gün). Araştırmacı Ahmet Aras ile Ahmet Çamlıbel’in ise onun üstüne birer araştırma-incelemeleri vardır.

Yaşar  Kemal’in Yer Demir Gök Bakır adlı romanında Evdalê Zeynikê şu kimlikle karşımıza çıkar: ‘’İki gözden de yoksun büyük bir âşık kişi, Doğa taşa, kurda kuşa türkü söyler… Bir akarsu akmaktan hiçbir vakit usanmaz, akması hiçbir zaman durmazsa Abdal’ın sözü kesilmez, türküsü durmaz. Bu Evdalê
Zeynikê’nin de hiç görmediği, elini dokundurmadığı bir sevgilisi var…’’

Araştırmacı Ahmet Aras, yıllarca alan çalışması yaparak, bu âmâ bu dengbêjin halk arasında sözlü gelenekte yaşayan destanlarını derlerken, Evdalê Zeynikê’nin tarihi kişiliğini de belirlemiştir. Buna göre,  Evdalê Zeynikê  1800’lü yılların başlarında doğar ve 110 yıl gibi uzun bir yaşam sürdürdükten sonra 1913 yılında ölür. Onun tarihi kişiliğiyle ilgili kimi belirlemeleri, Ahmat Aras’tan dinleyelim:

‘’Evdalê Zeynikê’nin yaşadığı dönemde hâkim olan kişi Sürmeli Mehmet Paşa’dır. Mehmet Paşa Doğubeyazıt’taki İshak Paşa’nın torunudur. Ailesi Kars, Iğdır illerinde hüküm sürmüştür. 1865 yılında Osmanlı Devleti Adana’daki Kozanoğlu İsyanı’nı bastırmak üzere asker gönderirken, Sürmeli Mehmet Paşa’dan yardım  istemiş. Mehmet Paşa 400 kişilik süvariyle Kozan üzerine gitmiş ve Evdalê Zeynikê’yi de beraberinde götürmüş.  Savaş sürecinde birçok Türkmen yerinden edilmiş. Savaş sonrasında ise kolera hastalığı çıkmış, birçok insan hastalıktan ölmüş.

Bu arada, ünlü Türkmen ozanı Dadaloğlu ve Kürt ozanı Evdalê Zeynikê bu trajik olayı paralellikle dile getirmişlerdir.  Dadaloğlu( Ferman Padişahınsa, dağlar bizimdir) derken, Evdalê Zeynikê ‘’Wey Xozanê’’ deyip duygularını dile getirmiştir. Bu savaş sonrası Evdalê Zeynikê sağ kurtuluyor, ama Sürmeli  Mehmet Paşa arada ölüyor ve Evdalê Zeynikê’nin bu ölümle bir trajediye bürünüyor, çok yoksul düşen Evdalê kör oluyor.’’ (Ahmet Aras, Efsanevi Kürt  Şairi Evdalê Zeynikê. Evrensel Basım Yayın, İst. 2004. Kürtçe bas. , Deng Yay. 1996 )

Araştırmacı  Müslüm Yücel, ‘’Düşünce Dünyamızı Aydınlatan Körler’’ konulu yazısında: ‘’Bizim kör şairlerimizin yazdığı şiirler bir çağlayan gibi Ortadoğu atlasına nasıl dökülüyorlardı? O elle dokunmayan, ayakla yürümeyen, kulakla işitmeyen, gözle görmeyen şairleri kim biliyor?’’ diye soruyor haklı olarak.

Araştırmacı Rohat Alakom ise, ‘’Kör  ozanların ülkesine açılan bir roman’’ olarak nitelendirdiği, Mehmed Uzun’un yazdığı romanı değerlendirirken,  şunları söylemektedir:

‘’Beş duyu organından birisini erken yaşta yitiren Evdalê Zeynikê her ne kadar göremiyorsa da, o dünyanın inceliklerini, tılsımını, girdisini-çıktısını bilen, iç dünyayı zengin ve temiz birisidir. Kürt sözlü halk edebiyatının en güzel parçalarından birisi olan Evdalê Zeynikê Destanı yanında, onun büyük Kürt ozanlarından, âşıklarından birisi olduğunu söylemek gerekir. ‘’
Kimi araştırmacılar tarafından bir ‘’Halk Filozofu’’ olarak da nitelendirilen, yaşamı efsanelerle karışmış Evdalê Zeynikê, üstüne yazılan roman ve araştırmaların yanında, günümüzde ressamların tuvallerinde hayat bulduğuna ve günümüz dengbêjlerine kaynaklık ettiğine göre, artık ölümsüzleşmiş demektir...

Erbilli Kürt Şairi Garibî

Osmanlı ansiklopedik eserlerinde, Hicri  1210/Miladi 1974 yılında öldüğü bildirilen  Garibî ise Erbilli olup, asıl adı Yusuf Garibi Efendi’dir.  Âmâ olduğunu bir gazelinde şöyle açıklar:

Bu Yusufî hüsnün gamı gam-ı hicrinde Garibî
Yakub gibi mahrum-u sevda-yı basar oldum

Yaşamı hakkında fazla bilgi sahibi olmadığımız Garibî’nin 130 sayfalık divanı, Osmanlı’nın Bağdat Valisi Müşir Gözlüklü Reşid Paşazade Rüştü Bey tarafından basılmıştır. Garibî de, geçmişteki birçok Kürt şairi gibi, şiirlerini dönemin moda dili olan Osmanlıca ile yazmıştır.

Divanın başında ‘’Haza Kitab-ı Garibî Âmâ Yusuf Efendiyü’l – Erbilî’’ yazılı olduğunu, edebiyat tarihçisi İbnülemin M.K İnal bildirmektedir.

Aşağıda verdiğimiz gazel örneği bile, bir âmâ şairin ulaştığı düzeyi göstermeye yetmektedir.

Gazel

Sevda-yı zülf-i yârı giriftar olan bilir
Zincir-i aşk-ı Kays’ı dil-efkar olan bilir

Benden sorun havasını ol mâh-tal’atın
Kadr-i cemali talib-i didar olan bilir

Almaz nesimi feyz-i seher çeşm-i habdar
Ol devlet-i saadeti bidâr olan bilir

Tir-i nigâh-ı mestini ol şuh-i âfetin
Amacgâh-ı gamze-i hunbar olan bilir

Ey dil cefa-yı keşmekeş-i dam-ı hüsnünü
Gerden be-tavk-ı zülf-i sitemkâr olan bilir

Ol sade levh-i bülheves anlar mı kıymetin
Kalayı süslü yar-ı haridar olan bilir

Şimdi Garibi aşk katı müşkil olduğun
Ol âfet-i zamane giriftar olan bilir

Mehmet Bayrak




Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.