Reklam Alanı

Duygu, Bilinç ve Brecht’e Dair

Tarih boyunca geçilen her zaman biriminin ardından, üretim için daha yoğun ve örgütlü emek zorunluluğuna ulaşılıyor.

Bir öbek insanın doğa güçlerine karşı bir araya gelmesi, sevginin başlangıcıdır. Daha yoğun ve örgütlü emek, ilk bakışta daha sıkı insan ilişkileri ve sevgi izlenimi uyandırıyor.

Tekelci kapitalizm, dev bir sermayeyi hareketlendirdiği ve insanı makinenin eklentisi haline getirdiği ölçüde örgütlenmiş bir toplum kurabildi. Sevgiyi öldürdü.


Tekelci kapitalizm, bireyleri tekleştiriyor. Tekleştirmek zorundadır.

Yeni insan, kalabalığa uzanmak için yalnız olabilmelidir. Aşkı, ormana ekebilmek için, kendi küçük saksısında yaşatabilmek zorundadır.

Tekelci kapitalizmin beyinleri iltihaplı bireyleri duygulanamıyorlar. Duyguya ilişkin davranışların programını yapıyorlar. Duygulanamıyorlar, programlarına uygun davranışlarıyla bir kuklayı oynuyorlar.

Yeni insan coşkulu insandır, coşkusunun demiri zapt edemediği insandır. Onun düşüncesi, yeri ve zamanı hesaplıyor.

Coşku bilinçtir. Eylem, hesabın gösterdiği yer ve zamanda coşkunun boşanmasıdır.

Hitler döneminde, savaşa hazırlanan askeri gücün ideolojik koşullandırmasıyla ‘’kitle heyecanı’’ yaratabildi. Bu olumsuzluğa değinerek, dramatik oyun yazarı Freidrich Wolf, ‘’Cesaret Ana ve Çocukları’’ oyunu üzerine  Brecht’e soruyor : ‘’Sizin tiyatronuz birinci planda seyircinin bilme yeteneğine yönelik. Önce seyircilerinizin varolan  toplumsal ilişkiler arasındaki bağlantıyı açık bir biçimde bilmelerini istiyor, böylece onların doğru sonuçlara ve kararlara varmalarını istiyorsunuz.  Böyle yapmakla duyguya, heyecana-adalet duygusuna, özgürlük tutkusunaezenlere karşı duyulan kutsal öfkeye – doğrudan doğruya seslenmeyi geri mi çeviriyorsunuz? ‘’ Brecht, duygusal katılım sahneyle özdeşleşme karşısına yadırgatma, başka bir gözle eleştirel  olarak bakma ilkesini koyuyor.  Duyguyu bilinç üretir. Duyguları harekete geçirmek, varolan çelişik bilinci uyarmak anlamına geliyor.  Brecht, bilinci değiştirmek istiyor. Güçlü ve gelişkin duygulara varmak istiyor: ‘’epik tiyatro, ‘’burada, mantık, şurada duygu olmalı’’ sloganıyla harekete geçen bir tiyatro değildir. Hele adalet duygunuz, özgürlük tutkusunu ve haklı öfkeyi hiç bırakmaz. Öylesine bırakmaz ki,salt varlıklarıyla yetinmeyip, onları güçlendirmeye ya da yaratmaya çalışır.’’

İnsan hayvandan duygululuğu ve bilinçliliği ile ayrılıyor. Günlük yaşamda olduğu kadar, felsefede, politikada, psikoloji ve sanatta bile bu iki kavram ve ‘’mantık’’ bir kargaşa içinde kullanılıyorlar. Uğraşımız insana dahilse buna izin verilmemeli. Bu kargaşa dağıtılmalı ve Woolf’a Brecht’i açıkça anlatmanın yolu bulunmalı.

Bilinç fakrında oluştur./ Duygu içgüdüdür. /Mantık, duyguya terstir. Biri varsa diğeri yoktur. / Kaçan korkar. Bunlar kimi sınıflandırmalar. Sınıflama, bilimin gelişmesinin ilk aşamalarından biridir. Ancak, Aristo’ca yapılan bir sınıflama, sınıflar arasındaki ilişkiyi yakalayamaz. Gerekli ilişkilendirme yapılmadığı için, aslında ilişkilerin ta kendisi olan olgular, rastlantısal gözükür. Bilinçaltı, bilinçdışı gibi adlar, bu tür rastlantısallıklara verilen adlardır. Bunlara gölge adlar da diyebiliriz. Bilimsel olma iddiasını taşıyan bir kuramın temel tezlerinden biri haline getirilirlerse, Platonculuk’a uzanılmış olur. Freud, Platon’la şakalaşan bir bilim adamıdır.

Davranış, duygusallığın eyleme dönüşmesidir. Duygular davranışı önceler.

Duyguyla davranış arasındaki nedensellik çıplak değildir: arada akıl yürütme vardır. Duyguyu gizleyebilen, olduğundan şiddetli gösterebilen, koşullara uygun bir biçim veren  durumun bilinmesine bağlı akıl yürütmedir.

Duygu, bilincin, uyaran karşısında kendiliğinden dışa vurumudur. Duygu, çıkışını, kesinlikle bilincin ön belirlemesiyle bulur. Bilinç kendisini, yarattığı duyguyla belli eder.

Akıl yürütmeyle, mantıksal düşünüşü kastediyorum. Akıl yürütme, ortaya çıkan duygunun aktarımında rol oynar. Duygunun yöneldiği ortamı tartarak, duygunun  nasıl dışa vurulacağını belirler. Akıl yürütme duyguyu bastırabilir, erteler, olağan görünümünden farklı biçimlerde yansıtılmasını ya da etkili tepkiye dönüşmesini sağlamaya çalışır. Akıl yürütme dil, göz, yüz, kol bacak kaslarının harekete geçirilip geçirilmeyeceğine, bunların hangilerinin  hangi şiddette devindirileceğine karar verir. Beyin kabuğunun prefrontal lobu akıl yürütme merkezidir. Duyguyu hipokampus yönetir. Hipotalamus, bedeni duygunun gerektirdiği duruma hazırlar. Adrenalin salgılatır. Prerontal lob. Hipokampusa engel olamaz, sadece biçim verir.

Bilinç kesinlikle akıl yürütme değildir. Akıl yürütme, belirli önermeler üzerinde, belirli bir mantık uygulayarak, bir amaç doğrultusunda sonuca varma işlemidir. Duygunun davranışa dönüştürülmesi sırasında akıl yürütme, önermelerini, duygunun kendisinden, davranışın  gerçekleşeceği ortamdan ve bellekten alır. Ancak bilinç, duyguyu üretirken akıl yürütmeyi hiç  kullanmaz. Bilinç, uyarak karşısında, duyguyu hızla ve kendiliğinden, otomatik olarak üretir.

Göze yakın bir hareket, kirpiklerin otomatik olarak kapanmasına yol açar. Hareketi algılayan duyu sinirleriyle, kirpik kaslarını harekete geçiren motor sinirleri kısa devre oluyorlar.  İletişim hiçbir ara aşama geçirmeden gerçekleşiyor. Buna refleks yayı deniliyor. Evrimin en alt basamağındaki hayvanların sinir sistemi böyle… giderek motor sinirler ile duyu sinirlerine ara sinirler ekleniyor: birkaç sinir düğümünden oluşan beyin ortaya çıkıyor. Hayvanın tepkileri ara sinirler aracılığı ile sinir düğümlerince belirleniyor. Evrimin tepesindeki insanın duygusu,  sinir hücrelerinin yüzde doksanının ürünü…

Bilinç, algılanan her türlü olayın, nesnenin, bellekte saklanabilmiş bilgilerinin, belirli bir mantıkça, belirli bir amaca dönük, bir dünya görüşü oluşturacak biçimde dokunmasından ve bu dokunun sinir sistemine fizik olarak yerleşmesinden oluşan bir  örüntüdür.

Fizyolojinin soğuk sularına dalacağız şimdi. Davranışlarımızın hangileri refleks, hangileri hayvansal, hangileri insana özgü ayırt etmeliyiz. Bu, bilincin ne olduğuna ilişkin iyi bir fikir verecektir. Hayvanın omuriliğinin herhangi bir yerinden  kesilmesi öldürücü olmuyor. Böylece beyinle ilişkisi kesilmiş hayvanın neler yapabildiği izlenebilecek. Sırasıyla, beyin sapında yapılan kesikleri ve beyin sapında yapılan kesikleri ve beyin kabuğu alınmış hayvanı izleyeceğiz, son olarak beyin kabuğunun işlevine göz atılacak.

Spinal hayvan, omuriliği kesik hayvandır.hemen her tür uyarana, çekme refleksi denilen kas spazmı ile yanıt verebilir. Koşullar, uygun hale getirilirse, birkaç saniye ayakta durabilir. Spinal kedi arka pençesiyle, omuza kadar yürüyen bir pirenin yerini bulabiliyor. Cinsel tepki verebiliyor.

Beyin sapı, vertibüler çekirdekler üstünden kesilirse hayvan dakikalarca ayakta kalabiliyor.

Colliculus superior ile colliculus inferior arasından kesilen hayan desebre hayvan, yer çekimine karşı desteği sağlayarak ayağa kalkabiliyor. Kaba denge hareketlerini yapabiliyor.

Subtalamik hayvan normal ilerleme hareketleriyle yürüyebiliyor. Yürürken engele çarpıyor. Zarar verici uyaranlar karşısında, savunma ya da hiddet davranışları gösterebiliyor.

Dekortike hayvan,  beyin kabuğu alınmış hayvan, normal yürüme hareketini mükemmel olarak yapabiliyor. Engellere çarpmadan dolaşabiliyor. Erkek cinsel organı kabarabiliyor.

Davranışları, normal bir hayvandan ayırt edilemeyecek kadar net.

Omuriliği kesilmiş bir insanda, aşağı düzeydeki hayvanlarda görülen hemen tüm refleksler görülebiliyor. Beyin kabuğunu yitirmiş bir insan, amaca yönelik tüm iradi hareketlerini yitiriyor.

Amaç, insan davranışlarının en karakteristik özelliği… Amaç korteksle birlikte var, bekleneceği gibi , korteks, evrimin tepesindeki insanda kasların tüm denetimini  almış durumda Korteksin asasyon aslanlar olarak isimlendirilen  bölgeleri, birbirleriyle genel yorum alanı tarafından ilişkilendirilerek, kasların yönelimini gerçekleştiriyorlar.

Daktiloyla yazı yazmak, parmak kaslarının denetimini gerektirir. Motor aktivite, geri besleme mekanizmalarıyla ve motor kalıplarının işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Parmak kasının hareketinde iki tür geri besleme  devresi var. Biri; korteksteki  motor olanların küçük bir kopyesinin bulunduğu beyincik. Bu, motor alanlarla haberleşerek, kasların momentumundan  kaynaklanan sapmayı önlüyor. Diğeri, hareketin kalıp olarak yerleşmiş olduğu somatik duyusal olan ile, duyulardan gelen bilgileri karşılaştırıp, hareketin rotasında gerçekleşmesini sağlıyor. Burada, hareketin rotasının kalıp olarak somatik duyusal alanda olmasına karşın, hareketi yaptıran merkezin motor alanda olması dikkat çekiyor. Maymun öğretilen bir hareketi  motor korteks tahrip edilse bile, bu hareketi yapmak için başka organlarını kullanarak gerçekleştirebiliyor. Hareket kalıbının bulunduğu somatik duyu korteksi tahrip edilirse, maymun hareketi unutuyor, yapamıyor. Daktilonun hızla kullanılması, tuşlarının yerlerinin hızla bulunması, hangi sertlikle vurulacakları bir kalıp halinde duyusal somatik kortekse yerleştiriliyor. Bu kalıp sayesinde daktiloyu yazan, bir harf yazabilmek için 500 milisaniye beklemiyor. Çok hızlı yazabiliyor.

Yüzlerce davranış kalıbı binlerce kas hareketi gerektiriyor.  Ve bu kalıpların, birbirleriyle bağlantıları kurulmuş biçimde, somatik duyu alanında saklanması gerekiyor. Gerekli davranışın belirli bir koordinasyonla olabilmesi için, uyarı, talamus ve beyin sapı retiküler formasyonu tarafından  yapılıyor.

Bütün duyusal sinirler talamustan geçiyorlar. Koku sinirleri evrimin en alt basamağından kalma sinirler olduğu için, talamusa uğrama gereği duymuyorlar. Bunun bedeli olarak, duygu oluşumuna pek katkıları olmuyor. Dolayısıyla, kokuya dayalı bir sanat kurulamıyor. Talamusta, talamus çekirdekleri  denilen,  görülen her iş için ayrı bir çekirdek var. Duyu sinirleri, işlevlerine uygun olarak bu çekirdeklere gelirler, buradan korteksin ilgili alanlarına, iki yönlü iletimi sağlayacak biçimde bağlanırlar. Bu iki yönlü bağlantılar kesilirse, korteksin hemen tüm fonksiyonları ortadan kalkar. Talamus, korteksle dış dünya arasında çok önemli bir yere sahip görünüyor. Talamus çekirdeklerinin, korteksin özel alanlarına bağlanması, dikkatin bu özel alanlardan ilgili olanına aktarılmasını sağlıyor. Dikkat seçimdir. Dikkat edilenin bellekteki bilgilerle karşılaştırılmış olması gerekir. ….


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.