Reklam Alanı

Tolstoy'un Roman Sanatı


     
Rus Edebiyatı’nın gelişmesinde ve ilerlemesinde Tolstoy’un sanatı önemli bir rol oynar.  Tolstoy’un edebiyat bakımından önemini Maksim Gorki şu sözlerle anlatır: ‘’Tolstoy, kocaman bir dünya. Gerçekten büyük bir  iş başardı. Kocaman bir asır içinde yaşadıklarını anlattı ve bu anlattıklarına büyük düzeyde gerçek olanı, güzelliği ve emeği kattı.’’


     Tolstoy’a göre sanat duyguların aktarım şeklidir. Ve aktarım yoluyla kitlelere ulaşır. Ona göre duygu aktarımını başarıyla sonuçlandıran her eser, sanat eseridir. Aktarılan duygu iyi de olabilir kötü de, önemli de olabilir önemsiz de. Şayet bunlar aktarılmışsa sanat eseri oluşmuş demektir.

     Tolstoy’un sanat anlayışı öğretici ve eğitici bir nitelik taşır. Öğretisinin kökünde, köylü ve fakir halk için bilgelik ile beslemiş olduğu sevgi yatar. Gayesi insanlara bilgelik yolu ile doğru olanı aşılamaktır. Ve yaşamı ahlaki bir çerçevede sunmaktır. İnsanlığı mutlu olmaya götüren yolu her şeyden önce ekonomik-sosyal farklılıklarda değil, her insanın ahlaki yönden kendini olgunlaştırmasında görür. Tolstoy’a göre, arzuların ölçülülüğü, alçakgönüllü bir hayat, tutkulardan arınma belli bir ahlak çerçevesinde olmalıdır. 

     Tolstoy’un üslup niteliklerinin başında, karakterleri bir gözlemci gözüyle ustaca yaratması, tabiat ve karakter uyumu sağlaması, ve dili anlaşılır bir şekilde kullanması gelir. Tolstoy, gerçekliğin etkisi altında, hayatı nesnel bir tarzda anlatır.  Bu niteliği de not defterine yazdığı şu sözlerle dile getirir :’’Bir şair hayattaki en güzel olanı alır ve bunu eserinin içine koyar.’’

     Tolstoy sadece kendi duyguları ve aklı aracılığıyla kanaat getirdiklerine inanır. Fakat kendi duygu ve düşüncelerini işgal eden tuhaf şeyleri reddetmek için acele etmez. Tolstoy her zaman somut olanı resmetme yanlısıdır. Her şeyi akıl süzgecinden  geçirerek değerlendirir.

     Hayatında yer eden hemen her bireyi eserlerinde bir karakterin arkasına saklayan Tolstoy genel olarak gündelik hayattan etkilenerek resmettiği karakterlerinin adlarını aynı bırakarak sadece soyadlarını değiştirir. Zaman zaman Tolstoy da kendini kendisini karakterlerin arkasına saklayarak fikirlerini okuyucuya aktarır.  Bu fikri örnekleyen eserlerinden biri de  Çocukluk’tur. 

     Tolstoy eserlerinin çoğunda karakterlerini gerçek yaşamdan aktarır. Anlattığı olayları tarihsel ve içinde bulunduğu gerçek  olaylardan esinlenerek yazar. Bu nedenle her kesimden insan onun eserlerinde içinde kendini bulabildiği  bir sahneyle, karakterle karşılaşabilir. 

     Olay örgüsüne baktığımızda ise; genellikle yavaş ilerleyen bir olay örgüsü vardır. Tek bir konu vardır da diyemeyiz. Örneğin Savaş ve Barış’ta olduğu gibi, romanı okuyan kişi Nataşa ve Prens Anrey’in aşkını okurken, aniden kendini savaşın derinliklerinde bulabilir. Anna Karenina’’da ise bir yanda Anna ve Vronski’’nin  gizli aşkının doğuracağı neticeleri beklerken, bir yandan da  Kiti ve Levin aşkının neticesini merka eder. 


     Tolstoy olgunluk zamanında kaleme aldığı eserlerinde karakter psikolojilerini resmederken bilnç akımı yöntemini kullanır. Bu yöntemle ‘’kişinin iç dünyasında biçimlenen duygu ve fikirlerin doğal olarak yansıtılmasını sağlar.  Böylece gerçekle olduğu gibi örtüşen bu karakterlerin duygu ve ruh dünyasını apaçık bir şekilde okuyucuya sunar. 

     Tolstoy’un eserlerinde iç monolog tekniği de kullanılır. Bilinç akımı tekniği ile iç monolog tekniği birbirine yakındır.  İç monolog okuyucuyu, kahramanın iç dünyası ile karşı karşıya getiren  bir tekniktir. Özellikle Anna Karanina’da tüm karakterlerin kendine özgür bir iç dünyaları söz konusudur. Ve karakterler kendine ait iç monologlar ile okuyucuya fikirlerini aktarırlar. Bu teknikle yazarın varlığı kaybolur. Açıklamalar, değerlendirmeler okuyucuya bırakılır.

     İnsan ve doğa Tolstoy’un anlatımının vazgeçilmez iki öğesidir.  Tolstoy için insan muhteşem dünyanın merkezinde bulunur. Doğa ise eserlerinin güzelliğin, iyiliğin adeta birleşimidir. Tolstoy’un betimlemelerdeki ustalığı anlatımının en güzel yanını oluşturur. Doğa betimlemeleri  çoğu zaman karakterlerinin gözüyle canlandırılır. Tolstoy’un eserlerinde yer alan doğa betimlemeleri genel olarak uzun, dikkat çekici ve ayrıntılıdır.  Ama akılda kalıcıdır. Bu betimlemeler yarın doğaya olan sevgisini yansıtmaktadır. 

      Tolstoy’un en büyük kabiliyeti değişik sınıfa ait insanları resmedebilmesi ve soyluların dili ile köylülerin dilini ustaca bir arada kullanabilmesidir. Eserlerindeki tiplemeler genel olarak iki gruba ayrılır. Birinci gurupta köylüler, askerler, kazaklar vb.leri alt sınıfı oluştururken ikinci gurupta yüksek sosyete insanlar yer alır.  Ama Tolstoy karakterlerini ait olduğu sınıfa göre konuşturur. Soylu olanların konuşmaları genelde Batının etkisini yansıtır. Yaşam şekli gibi konuşmaları da gösterişli olmaktadır. Köylülerin basit hayatları da konuşmalarına yansır. Tolstoy, bir soylu olmasına rağmen halktan kopuk biri olmadığını köylülerin konuşmasında gösterir. 

     Tolstoy için ayrıntılar da önemli yer tutar. Eserlerini kaleme alırken titiz davranır.  Her satırın üstünde uzun bir süre düşünür. Sanatta hiçbir ayrıntının atlatılmaması gerekir.  Çünkü bazen sarkan bir düğme, bir insanın hayatının bir yönünü anlatabilir. Kesinlikle bu düğmeyi betimlemek gerekir. Fakat bu düğmenin, insanın iç dünyasına göre ve dikkatin daha önemli şeylerden önemsiz olanlara kaymasına neden olmayacak biçimde tasvir edilmesi gerekir.

     Tolstoy hem Rus edebiyatı hem de dünya edebiyatı adına büyük sanat yapıtları bırakmıştır. Dostoyevski, Tolstoy için: ‘’Yüzyıllardır, dünya edebiyatında ondan daha yetenekli bir yazar yoktur’’ der. Tolstoy, Dostoyevski’yle beraber ismini dünya klasiklerinin arasına yazdırmıştır. Tolstoy koca bir sanatçı, bir yaşam öğretmeni, epik roman türünün kurucusu, psikolojinin ustası, yeni hayata giden yolu insanlığa göstermiş olan bir filozoftur. 
Blogger tarafından desteklenmektedir.