Reklam Alanı

Pozitivizm Nedir?




Pozitivizm Fransızca kökenli bir kelimedir. ‘’gerçek, kesin, kanıtlanmış, olumlu’’ gibi manalara gelir. Pozitivizm terimi bilimsel bir yönteme işaret etmek amacı  ile ilk kez Claude Henri e Saint Simon (1760-1825, Fransız düşünür ve iktisatçıdır) tarafından kullanılmıştır. Saint Simon’un kullandığı manada pozitivizm toplumsal yapıyı bilimsel çalışmalar yolu ile ve bilimsel yöntemleri kullanarak yeniden organize etmeyi hedefleyen bir anlayıştır. Çünkü toplum, Fransız Devrimi, Aydınlanma ve Sanayi Devrimi’nin neden olduğu, Bilim çağında yaşamaktadır. Ortaçağ’daki yapıdan kurtulan ve her alanda radikal değişikliklere sahne olan toplumda değişiklikler ortaya çıkmıştır. Dolayısı ile bu değişime pozitivist esaslar dahilinde yön verilmesi gerekmektedir. İşte pozitivizm burada önemli bir role sahiptir.



Pozitivizm Auguste Comte tarafından bir felsefi sistemin ismi olarak kullanılmıştır. Ve bu akım  19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmıştır. 20. Yüzyıldan sonra çeşitli  farklılaşma ve dönüşümlere uğramış  haliyle yaygınlaşmıştır. Pozitivizm temelde aynı düşüncede olsalar da sosyal ve evrimci pozitivizm olarak iki farklı yol takip etmiştir. Sosyal pozitivizm Auguste Comte tarafından savunulmuştur. Sosyal pozitivizm düşüncesinde bilimin yöntemlerini ve neticelerini kullanarak daha adil bir sosyal örgütlenme sağlayabilmektir.

Herbert Spencer tarafından savunulan evrimci pozitivizm ise doğa kavramı üstüne inşa edilmiş olup sosyal pozitivizmin toplumsal ve tarihsel ilerlemesine karşı fiziksel ve biyolojik evrimi benimsemiştir. Aynı şekilde bu yüzyılda eleştirel bir pozitivizm akımı olan empriyokritisizm pozitivizmin duyumcu kanalını yeniden formüle etmeyi denemiştir.

Pozitif kavramı zamanla günlük yaşamda ve farklı bilim dallarında kullanılmıştır. Örneğin bu sözcük günlük yaşamda olumlu bir fikir veya davranışı ifade etmede kullanılır. Matematikte ise belirli nitelikteki sayılar kümesi anlamındadır. Ampirik bilimlerde pozitif yük, pozitif kutup kavramlar kullanılmaktadır. Hukukta ise ‘’doğal hukuk’’un karşıtı ‘’pozitif hukuk’’ olarak bir anlam taşır. Pozitivizm kavramı ise birden çok farklı biçimde tarif edilmiştir. Örneğin; ‘’Ontolojik düzeyde, sadece gözlemlenebilen, niceliksel zamanda ve bütün gerçekliği olgusal gerçeklik kategorisi ile sınırlayan anlamda kullanılırken, epistemolojik düzeyde ise gerçek bilginin ancak duyu organları aracılığı ile elde edilebileceğini kabul ederek  sezgi, metafizik, ilham, kurgu ve olgusal temeli olmayan, mantıksal çıkarım yolu ile elde edilen bilgileri gerçek bilgi alanı dışına bırakan  yaklaşım olarak ifade edilir. Bir diğerine göre ise; Burjuva felsefesinde gerçek bilginin tek kaynağının doğa bilimleri olduğunu  ifade eden ve felsefi incelemenin bilme değerini reddeden eğilim biçiminde izah edilmiştir. Tüm bu açıklamaların ortak yönleri şöyle sıralayabilir;

·         *Geçerli olan tek bilgi bilimsel bilgidir.
·        * Bilimin mümkün olan tek nesnesi olgulardır; metafizik ve teolojik fikirler olgusal karşılığı olmayan spekülasyonlardan ibarettir. Ve bu yüzden de anlamsızdır.
·       *  Felsefe bilimdışı bir yönteme sahip olamaz; onun görevi tüm bilimler için ortak olan genel ilkeler bulmaktır.
·        * Evrensel ve önsel özellikli tek bir yöntem söz konusudur. Bu yöntem hem doğa hem de beşeri bilimler için benzerdir.

Yukarıda ifade ettiğimiz tanım ve açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Pozitivizm; teolojik ve metafizik spekülasyonları reddeder. Ve bunların yerine gözlemlenebilir, üzerine araştırma yapılabilir olan olguları kabul eden bir anlayışa tekabül etmektedir.



Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.