Reklam Alanı

Cegerxwîn’i Tanımak


Cegerxwîn ve yılmaz Güney
     
Cegerxwîn Kürt halkına mal olmuş bir sanatçıdır. Türk şiiri denince nasıl aklımıza Nazım Hikmet gelirse, Kürt şiiri denince de akla gelen ilk isim Cegerxwîn’dir. 

      Evrensel Basım Yayın tarafından ‘’Kürt Tarihi ve Kültürü Dizisi’’ adıyla sürdürülen dizi  kapsamında Cegerxwîn’in Yaşamı ve  Şiir Anlayışı adıyla yayınlanan kitap, derli toplu bir CegerxwÎn değerlendirmesi sunuyor.  Şairin Yaşamı, dönemi, şairliği ve politik kişiliği son derece yalın bir dille ve  şiirlerinden  geniş alıntılarla ele alınıyor. Yayınevi 2003’te de şairin anılarını içeren  Hayat Hikayem/JînenîgarÎya Min
kitabını yayınlamıştı.


     Ordîxanê Celîl tarafından 1966 yılında Kiril alfabesiyle  Kürtçe kaleme alınan CegerxwÎn’in Yaşamı ve  Şiir Anlayışı, Edib Polat tarafından Türkçeye çevrildi. Kitap, şairi bir bütünlük içinde ele almak, örnek şiirleri ile tanımak ve anlamak ihtiyacını önemli oranda karşılıyor.

     Kitapta örnek olarak sunulan şiirlerin orijinal hallerinin yer alması, Kürtçe okuyan okurlara, şiirleri kendi dillerinde okuyabilmesine  ve kıyaslama yapmasına da olanak sağlıyor. Bu eserin Türkçeye çevrilmesi, sadece Kürt olup Kürtçe okuma ve yazmayı bilmeyen milyonlarca Kürt için değil, aynı zamanda birlikte yaşadığımız diğer halklardan okuyucuların da şairin yaşamıyla şiirleri arasındaki ilişkiyi görebilmeleri için bir olanaktır. 

     Asıl adı Şeyhmus olan Cegerxwîn, küçük yaşta babasını kaybeder. Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı tarihte, 11 yaşında, köylüleriyle birlikte göç yollarına düşer. Yoksunluklara rağmen kendi çabasıyla medresee eğitimini  tamamlayıp imam olarak göreve başlar. Eğitimi süresince ağaların, beylerin yanında ırgatlık, çobanlık yaparak ailesinin geçimine katkıda bulunurken, tolumdaki ayrışmanın da farkına varır. Kürt ağa ve beylerinin Kürtlerin Kürtlerin özgürleşememesindeki rolünü, bu kesimlerin işbirlikçi tutumlarını görür.

     İmamlık yaptığı dönemde ise, yoksul Kürt halkını sömüren unsurlardan birinin de bu dini kurumlar olduğu gerçeğiyle yüz yüzedir. Vaazlarında Kürtlerden, halkın nasıl özgürleşeceğinden bahsederken, şeyhlerin de bu çarkın bir parçası olduğunu anlatır. Sonrasında ise imamlığı bırakır.

     Böylece şairin şiirlerinin ana temasını yurt, yurtseverlik ve özgürlük oluşturur. Bunun yanında aşk, felsefe, marş, halay vb. konularda da şiirler yazar.

     Cegerxwîn, yok sayılan bir halk olarak Kürtlerin kültür ve sanatını tanımak isteyenlerin başvuracakları kaynakların başında gelir. Çünkü o Kürtlerin var olma mücadelelerini taşımıştır şiirlerine. Bir şiirinde, 28 Eylül 1925 günü Diyarbakır’da asılan Şeyh Sait ve arkadaşlarını anlatır. Bir diğer şiirinde ise 22 Ocak 1946’da Mehabad’da (İran) ilan edilen Kürdistan Demokratik Cumhuriyetini anlatır:

Kürdistan yurdu, kurbanın olam, çok genç ve paksın,
Çok kan döktü çocukların, işte her yan kan gölü,
Kürt halkı ölünceye kadar bu yoldan ayrılmaz ki,
Aferin, aferin,
Qadi Mihemed aferin.

     Şair, yürütülen savaşların emperyalistlere yaradığını, halkların ise acı ve yoksulluk çektiğini şu dizelerle anlatır:

Hepimiz yoksuluz, ırgat ve işçiyiz biz,
Zorla götürülen, savaşa sürülen biz.

Aç ve çıplak gideriz, kardeşler kavgasına
Onlar saraylarda, çatarlar keyif nazla

     Şair sadece Kürtleri değil, dünyadaki gelişmeleri, diğer halkların mücadelelerini, kardeşlik, özgürlük duygularını şiirlerine taşır. Yoksul Türk halkını, Vietnam savaşını, Bolşeviklerin mücadelesini, Avrupa halklarını anlatır şiirlerinde. Bu temaya sahip şairlerin  başında ‘’Pol Robson Yoldaş’’ gelir. Siyahi Amerikalının şarkılarını kardeşlik için, dostluk için söylediğini yazar ve ona şiirinin bir yerinde, Asya halklarının uyandığını ve Çin'i anlatır.

Irgat uyandı çabayla, emekle,
Gün doğdu, gün doğdu…
Kurtuldu Doğu,
Doğdu kızıl gün, doğdu sarı gün
Moskova üzerinde yükseldi,
Işığı balkanlara saçıldı ve Almanya’ya
Vardı Çin’e, Çin…
O koca Çin, o heybetli Çin…
Şavkı vurdu Hindistan’a,
Yayıldı bütün cihana…


Bülent Ulus, Tiroj
Blogger tarafından desteklenmektedir.