Reklam Alanı

Kadının Sinemadaki Yeri


Sinema izleyicisine ne vermelidir? Dünyanın nasıl işlediğini mi göstermelidir yoksa nasıl işlemesi gerektiğini mi? Gerçeklikten tamamen koparak sinemasal bir dünya yaratmak ne kadar mümkündür bilinmez, ama sinemayı dünyanın kendi düzenini insanlara işlemek için bir alet olmaması da gerekir. O zaman sinemanın bir aracı olarak işlevini şöyle açıklayabiliriz: sinema dünyanın nasıl işlediğini gösterir ve onu eleştirerek nasıl işlemesi gerektiğini bizlere sunar. Bu, sinema için ideal bir tanım olabilirdi.


Dünyada etnik ayrımcılık, cinsiyet ayrımcılığı, birey ve toplum çatışması var olan etkenlerdir. Bir filmin tek görevi, kendi hikâyesini anlatmayı bitirmektir. Cinsiyet ayrımcılığını sinemada göstermeyerek değil, bunun ne demek olduğunu göstererek yenebiliriz.

Anneke Smelik,  sinemada geleneksel bir anlatım izlenmesinin ataerkil bir tutum olduğunu savunur ve sinemada kadının yerinin bu egemenlikten kurtarılabilmesi için deneysel bir anlatımın gerekliliğini savunur.

Molvey “Hollywood (ve onun etkisinde kalan bütün filmler) en iyi haliyle,
tamamen olmasa da, çok önemli bir miktarda görsel zevklerle oynanarak
oluşturulan  tatmine dayalıdır”, der. Toplumun erkek egemen düzeni kabul
ediliyorsa  eğer, sinemada kadının metalaşması da kabul edilecektir. Sinema
doğası gereği dikizcidir. Olaylar beyaz perdede gelişir ve yaşanır. Oradaki
insanlar hayatlarını yaşarken izleyicileri fark etmez, onlarla göz göze gelmezler. Böylece izleyici başkalarının gizli dünyasını keşfetmenin zevkini yaşar.

Molvey’ye göre sinemada kadın zevk üretmek için kullanılır ve kontrol
edilir. Sinemanın gücü “akan olayları dondurarak kadınları erotik bir şablona oturtmak”tan gelir. Vücut parçalarının bir kısmına odaklanarak kadının bir bütün olarak varlığı sınırlandırılır ve objeleştirilir. Erkekler ise güç ve kontrol sergileyerek Eril Bakış açısı izleyicilere empoze edilir. Aktif erkek ve pasif kadın durumu da budur. Sinemanın teknik stilleri erkek protagonisti(etkin olan)  takip ederek onların bakış açılarını gösterir. Böylece kadınlar bunu takiben cinsel bir obje olarak sunulduğunda sadece onları arzulayan erkek protagonistin değil, izleyiciler için de erkek protagonist ile kurdukları bağ nedeniyle bir meta halini alırlar. Eğer izleyiciler kameranın varlığını hissederler ise bu zevk sona erer, izleyiciler gizli bir dünya izlemediklerinin farkına varırlar. Molvey’e göre filmin içindeki karakteri kadar, kadın izleyiciler de göz ardı edilmektedir ve sinema erkek egosuna göre üretilen bir medya aracı haline gelirKadınların alabileceği zevk bastırılır ve Eril Bakış’tan bakmaya zorlanırlar.

Molvey’e göre kadın bunun sonucu olarak hareketli bir film izleyicisidir.
Hem kadın hem de erkek bakış açısında gidip gelir. Smelik anlatıcının görevlerinden birinin kadınları isteyerek ya da istemeyerek feminenliğe doğru kışkırtması olduğunu söyler.

Hollywood feminizmi yeniden paketleyip erkek egemenliği altına sokmayı
başarmıştır. Çağdaş hayat kapsamında cinsiyet, cinsellik, aile, evlilik, çalışma alanı ve şiddet unsuru günlük hayattaki yerlerine değişmiş ve gelişmiş bir yapıya sahip olsalar bile geleneksel aile temaları varlığını korumaktadır. What Women Want (2000), You Got Mail (1998), Fatal Attraction (1987) gibi filmler antifeminist mesajları gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak gizleyebiliyor. Aslında kadınları bu kadar tekdüze bir şekilde yansıtan filmlerin belki de kadınların toplumdaki yerine kadına karşı şiddet içeren filmlerden daha zararlı oldukları bile söylenebilir. Kadın cinsel bir obje olarak kullanılır ve bir erkeğin baskısına ve desteğine ihtiyaç duyar. Ne kadar açarsak açalım veya ne kadar farklı açılardan incelersek inceleyelim konu her zaman buraya gelir. Sinemada kadının konumu oldukça net bir biçimde belirlenmiştir. Bu konumları sıralamak bu noktada doğru olacaktır.


Kadın, ataerkil toplumun ahlak kurallarına çıkmaması için bir erkeğin gözetimine ihtiyaç duyar. Eğer bu ahlak kurallarına uymazsa, cezalandırılmayı hak eder. Bu ceza ölüm ya da kaçınılan şeyle yüzleşmek şeklinde olabilir. Her halükarda kadın antagonistler ya maskülen özellikler taşıyan, yani kadınlıklarından uzaklaşmış bozuk olarak tabir edilen kişilerdir, ya da cinselliklerini erkekleri baştan çıkarmak için kullanırlar. Baştan çıkarma ve maniple edilebilme kadınların Havva ve Pandora mitlerinden beri yargılandıkları suçlardır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.