Reklam Alanı

Edebi Açıdan Gılgameş Destanı



       Gılgameş Destanı’nın pek çok metni MÖ iki binli yıllarda yazılmış gibi görünmektedir. Bu metinler günümüz Türkiye’sinde Orta Anadolu’daki Hitit başkenti Hattuşaş’ta bulunmuştur. Bir başka bölüm ise antik Filistin şehri Megiddo’da bulunmuştur.

        Hikâyenin kahramanı Gılgameş, Mezopotamya’nın güneyindeki ünlü tarihi şehirlerden olan Uruk’un hükümdarlarından biridir.  Sümerlerin krallar listesine göre Gılgameş 126 yıl boyunca hükümdarlık yapmıştır. Kocası kral Lugalbanda olan tanrıça Ninsu’nun oğlu olduğu söylenmektedir.

          Genellikle Gılgameş’in bir destan olduğu düşünülür. Öyleyse bile, bir destana ait olması gereken temel özelliklerin tümünü içermez; çünkü “Bir destan uzun, öyküsel bir şiirdir…” ve Gılgameş şiirsel bir öyküdür ve İlyada ve Odessa gibi diğer büyük klasik destanlara benzer şekilde tek bir kahramanın üzerine kuruludur.


          Gılgamış destanı yazıların ön yüzünde ve arka yüzünde yer aldığı ve içeriği, önde ve arkada üçer üçer olmak üzere, yazıcılar tarafından, genellikle altı sütün halinde düzenlenmiş belirli sayıda tablete bölüştürülmüştür. Bu tabletlerde her satır iki yarım dizeyi içeren tek bir dizeye tekabül etmektedir.

          İlgi çekme ve dramatik etki yaratma açısından hem kadim hem de çağdaş devirlerde bu denli sevilmesinin nedeni “Gılgameş Destanı”nın Babil edebiyatında eşsiz oluşudur. Babil edebi eserlerinin çoğunda sahneye gerçek kişilerden çok soyut kişiler olan tanrılar, derin tinsel güçlerden çok kişileştirilmiş kavramlar çıkar. Ölümlülerin baş kahramanı oynar göründüğü Babil masallarında bile, bunların oynadığı rol mekanik, kişiliksiz ve dramatik etkiden yoksundur. Karakterler, kuklamsı devinimleri fazlasıyla yapay nedensel mit amaçlarına hizmet eden silik, renksiz yaratıklardır.

         Oysa “Gılgamş Destanı”nda durum farklıdır. Bu şiirin kahramanı seven ve nefret eden, ağlayan ve neşelenen, didinen ve bitkin düşen, umut eden ve umutsuzluğa düşen insan Gılgameş’tir. Tanrılar da vardır elbette; aslında, zamanın mitolojik dili ve örüntüsüne bakıldığında, Gılgameş’in kendisinin de üçte ikisi tanrı, üçte biri ölümlüdür. Ama şiirin olaylar dizisinde baskın olan insan Gılgameş’tir. Tanrılar ve eylemleri, yalnızca arka planı ve kahramanın yaşamındaki dramatik olayları kurmaya yararlar. Bu bölümlere kalıcı anlam ve evrensel değer veren şey insan nitelikleridir. Ele aldıkları güçlükler ve sorunlar çağlar boyunca, her yerdeki insan için ortaktır-dostluk gereksinimi, sadakat duygusu, ad ve ün kazanmak için duyulan güçlü istek, serüven ve başarı aşkı, her şeye üstün gelen ölüm korkusu ve dayanılmaz ölümsüzlük arzusu. İnsandaki bu duygusal ve tinsel güdülerin çeşitli etkileşimleri zaman ve uzam sınırlarını aşan bir eser olan “Gılgameş Destanı”nı meydana getirir. Kadim destan türü edebiyatlar üzerinde bu şiirin çok derin etki yarattığına hiç kuşku yoktur.

gılgameş kimdir, gılgameş destanı nedir, gılgameş destanı ne zaman yazıldı, gılgameş bir destan mıdır, gılgameş ve tanrılar, gılgameş ve ölümsüzlük
Blogger tarafından desteklenmektedir.